23 Eylül 2008 Salı

Ruhsal kurumların kişisel msn iletileriyle halka arz etmesi

Bundan on beş yıl kadar önce ülkemiz halkının iletişim teknolojisi ev telefonlarından ibaretken şimdilerde cep telefonları ve internet sayesinde başka bir boyuta geçmiş bulunuyoruz.
Haftada bir duyulacak insan sesi, ruh kurumlarının kobi ebatlarında çalışmasını sağlardı. Ruhlar kobiler kadar çalışkan üretken ve emektardılar. Ses tavırlarına anlamlar yüklenirdi, seslerle günlerce idare edilirdi. Bütçeler kısıtlıydı, fatura kabarık gelmesin diye az ve öz konuşulurdu. Şehirler arası haftada bir, dış ülkeler ayda bir aranırdı.
Önce cep telefonları ardından da internet kobilerin çaplarını büyütmelerini sağladı. Sesler yetmez oldu, ruhsuz mesajlar, icq numaraları, ardından da msn iletileri ruh sermayesinin tefeci kaynağını oluşturmaya başladı. Artık bütün anlamlar ses tavırlarında değil, şifreli klavye ve tuş takımı iletilerinde gizliydi.
Msn kişisel iletileri ruh karmaşalarına ortak aranan sarı sayfalara dönüştü.
Herkes her şeyini gizlerken, bütün kar marjı kişisel iletilere döküldü.
Kimse kimseye bir şey soramaz oldu. Paylaşıla paylaşıla çoğalmadı, tükendi. Artık başka türlü anlatılamıyordu hiçbir şey, ne yapılsaydı?
Aslında bilmiyor muyduk, ruha dair hiçbir şey faize konulamazdı. Kobiler yalandı.
“Hesap mı verecez bundan sonraydı.”
“Kimseye güven olmazdı, beyaz gülün gölgesi siyahtı.”
“Aşk acıydı.”
“Bugün çok mutluydu.”
“Ewt, ewt seni sewiyorduuu jnm.”
“ Büyük olmayan adamlar çevrelerini küçüklerle doldururlardı.”
Hayattı, böyleydi. Belki biri dönüp bir şey söylerdi. Halka arz etmek gerekti.
Hayırlı uğurlu olsun, hepimize bol kazançlar.
(Ayrıca pargraf başı yapamıyorum, ya beceremiyorum ya da olmuyor. Hepsi bu sanal illetin suçu. Kusura bakmayınız. Teşekkürler.)

0 Yorum: