12 Kasım 2008 Çarşamba

Golconde (1953) – René Magritte


René Magritte kafamda tarz olarak guruplaşmış ressamların içinde birçok meslektaşıyla beraber otursa da kendi grubu arasında beni en çok rahatsız edenlerden birisi. Özellikle de Golconde isimli bu eseriyle…
Çağımız Meydan Larouse’u Wikipedia’in dediğine göre bu eseriyle Magritte, bireyselliğin geleneksel izole olmuşluğuna sert bir eleştiri gönderir.
Magritte “La trahison des Images” isimli eserinde en açık şekilde yaptığı gibi çizdiği piponun altına“Ceci n’est pas une pipe” yazarak sadece anlamların ve görüntülerin resmini yaptığını anlatır. Yaptığı şey sadece temsili bir ifadedir, gerçeği doğru şekilde yansıtmayabilir. Hiçbir sanat gerçeği olduğu gibi yansıtmaz, sadece ona yaklaşmakla kalır.
İşte bu yüzden Magritte’in tüm eserleri içimi ürpertir. “Gizem” bilinmeyense eğer yapıtlarımın da gizemden öte bir anlamı yoktur, diyen ressamın eserleri benim için hep rahatsız edici olmuştur. Aslında özel bir nedeni yok, kendisinin eserlerine anlamlar yüklemediği kadar gizemli, en az kendi söylediği kadar manasız bir iç sıkıntısı benimkisi. Magritte tablosu görünce anlamsızca kaçmak istiyorum. Belki benim için “bilinmez” anlam burada saklıdır.
Bugün başka bir şey ararken Golconde çıktı karşıma. Yine içim bir tuhaf oldu. Ölüme varıncaya kadar bütün gizemli şeyleri düşündüm.
Peki ben burada bunu neden mevzu ettim? Beni tanıyanlar bilirler. İçimi tuhaf eden bişey gördüm mü saatlerce mevzusunu ederim. :) Kendimi susturana kadar en iyisi buraya yazmak olacaktı galiba.
Son olarak:
Sayın Magritte, yapıtlarınızı içim kaldırmıyor. Golconde’daki adamlar sanki içime yağıyor.
Karşıma çıkmaktan vazgeçin. Benim için gerçeğinize yarım adım bile varmayacak kadar uzaklar onlar. Söyleyin kendinize, içime yağmasınlar.

0 Yorum: