6 Kasım 2008 Perşembe

Merhaba Sevgili Dünya

Ne zaman boş bir kâğıda bir şeyler karalamak istesem, yeni aldığım bir kalemi denemek ya da bir defterin boş kalan yerlerini doldurmak istesem oraya ilk yazdığım şey “merhaba sevgili dünya” olur.
Eski defterlerim, sınav testlerim, resim defterlerim defalarca yazılmış “merhaba sevgili dünya” larla dolu. Liseden beri anlamsızca alışkanlık edindiğim bu eylemin üzerinde ilk defa düşündüm geçenlerde. Bilinçaltını deşeleyince yanıtı bulmak hiç de zor değil.
Bunun tek sorumlusu “yeniden başlamak istemek” sanırım. “Merhaba” yeniden başlamak için, “sevgili” ona söylemek istediklerim olduğu için ve “dünya” da bu başlangıcın ve bitişin sorumlusu hükümranlığımız olduğu için…
Yaşınız kaç olursa olsun, her zaman anı geriye sarmak ve yeniden başlamak istersiniz.
Dünyayla geçirdiğiniz her gün kendinizce affedilmesi güç hatalar ve keşkelerle dolmuştur çünkü.
Dünyaya yeniden merhaba demek için belki de her şeyinizi vermeye hazırsınızdır. Ama benim gibi biriyseniz yüzleşmekten korkar ve en fazla atık haline gelmiş kâğıtlara bunu sessizce haykırırsınız. En güzel yazınızla hem de… “Merhaba sevgili dünya…”
Oysa her yeni gün sabahında dünya her şeye yeniden başlar ama gün sabahları monotonluğumuza kendini o kadar kaptırmıştır ki o sabahın yeniden “merhaba sevgili dünya” demek için bir şans olduğunu hatırlamayız.
Dünya her sabah yeni bir merhaba için gözümüze bakmaktayken üstelik.
Üstelik dünya insanların bütün ağırlığıyla ezilmişken, yorgun ve sessiz, her sabah yeni merhabalar için beklerken.
Üstelik varlığını kanıksadığınız için çoğu zaman sessizliğinizle ya da sesinizle bezdirdiğiniz anneniz, babanız, eşiniz, sevgiliniz, kardeşiniz, dostlarınız gibi yanınızdan umutlarla geçiverirken.
Hep içinizdeyken, hep baktığınız her yerdeyken, hep kaçırılmış şanslarla doluyken, yenilerini saklarken…
Biraz esintili, serin, güneşli, gürültülü bir sabahken bugün…
Merhaba sevgili dünya…

0 Yorum: