20 Aralık 2008 Cumartesi

Bize "Yabancı"

Sevgili Antonio,
Bugün soğuk, kasvetli ve sıkıcı bir gün… İnsanın yapacak bir sürü şey biriktirdiği ve sırf bu yüzden nereden başlayacağını bilemediği garip günlerden biri.
Başucumda okunmayı bekleyen bir sürü kitap, yazılacak bir sürü yazı ve karar verilme aşaması atlatılmadan uygulamaya geçilemeyen bir sürü eylem düşüncesi.
Aslında bugün yazmak istediklerim kafamı bir süredir meşgul eden, hatta rüyalarıma kadar giren Mersault’la ilgiliydi. Onu tanımaktan hoşlanacağını sanmıyorum. Aslına bakarsan Mersault’un kayıtsızca kabul ettiği şeylerin beni hasta ettiklerini düşününce ben de öyle. Ama Mozart ile ilgili düşüncelerini bildiğim için aklımı bu kadar meşgul etmesine şaşmayacağını sanıyorum.
Kayıtsız biri olmaya kendini adadığı, normal şartlarda normal bir insanın beynini kemirip duracak şeyleri olduğu gibi kabullendiği, sırf böyle olduğu için dışlandığı bir dünyada yaşama hakkı elinden alınmış tuhaf bir adam.
Kayıtsızlığına kayıtsız kalınmamasına isyan ettiği günse işte bu yaşama hakkını tüketip bizi çözülemez düşüncelere ve ikilemlere gark ettiği gündür.
İnsan olmanın onuru, yaşamanın sorumluluğu ve ben üzerine kafa patlattığımız her saniye kendi haklarımızı elimizden aldığımız anların topunu birden tüketme hakkına sahip olduğu için onu kıskandım mı?
Aslında sırf tercih hakkı elde edemeden tercih ona sunulduğu için…
Bizim ömrümüzü kemirerek yaptığımız şeyi o yapmadan elde ettiği için…
Bunun farkındalığını bile umarsızca karşıladığı için…
Onlardan olmadığı için, onlardan olmamayı onun gibi istemediğim için.
O bunu bilmediği için ve ben bildiğim için…
Sen ve ben için Antonio…
Öyleyse ve böyleyse ne fark ederdi ki, hepsi aynı yere çıkardı, için…
Bize göre her saniyenin diğerinden farkı olduğu için,
Mersault gibi olmadığımız, aslında asla da olmak istemeyeceğimiz için…
Uykusuzluktan duygusuzluğa çıkarım yaparak çürüttüğümüz her hücremiz için…
Yine de iyi ki sen sensin ben de benim…
Albert Camus’ye sevgiler, Mersault’un bize anlattıkları için…

0 Yorum: