14 Aralık 2008 Pazar

Minikler, Hoşgeldiniz...

İki yıldır aksatılmış ve bayram münasebetiyle nihayet gerçekleştirilmiş bir akraba ziyaretinin ardından…
Senede bir dahi olsa çocukça oyunlarımızı paylaştığımız sevgili kuzenlerimle artık ebeveyn olmanın sorumluklarını paylaştığımız…
Anlam veremediğimiz için ilgilenmediğimiz aile problemlerine dâhil edildiğimiz, üzüldüğümüz…
Hala öğrenci olmanın verdiği rahatlıkla hâli hazırda kendi hayatımızı kurmanın eşiğinde oturduğumuzu fark ettiğimiz…
Çocukluğumuzdan beri hayatlarımızda olmalarına alıştığımız aile büyüklerinin başka bir hayatın eşiğinde oturduğunu anladığımız…
Gözden ırak olunca, gönülden de ırak olup unutulduğumuz, unuttuğumuz…
Çocukluğumuzda oynadığımız kerpiç evlerin yerlerini beton apartmanların, kuzine sobaların yerlerini kalorifer peteklerinin almaya başladığını gördüğümüz…
Artık çayı bizim doldurduğumuz, yemeği bizim hazırladığımız büyüklerin sofrasına oturduğumuz…
Akıl aldıklarımıza şimdi akıl verdiğimiz…
Biz çocukken böyleydi, dediğimiz…
Siz büyüyünce böyle olur, diyemediğimiz…
Binlerce şey düşünüp söyleyemediğimiz…
Burukça, sessizce, uzakta ama hep onların içinde, artık büyüdüğümüz…
Ailemiz…
Ve yepyeni varlıklarıyla beni bütün bunları düşünmeye sevk eden miniklerimiz…
Kimini hiç görmediğim, kimini sessizce izlediğim, kimini dizimde uyuttuğum siz…
Henüz bir yaşını bile doldurmamış bütün bebekler, Atike Bilge, Arda, Duru, Muhammed Yiğit, Mahmut, Ali Kıvanç ve Sueda aramıza hoş geldiniz.
Bir zamanlar sizin gibi katıldığımız bu ailede şimdi sizlerin gelişini kutladığımız ve artık büyüdük, dediğimiz bayram ziyaretlerini sizlerle de paylaşmak dileğiyle…

0 Yorum: