4 Şubat 2009 Çarşamba

Otobüs

Otobüsleri sevmiyorum Antonio.
Çocukken hep ayrılıktılar onlar benim için. Sıcacık anneanne evinden, dedenin sürprizlerinden, kuzenlerden, meyve bahçelerinden hepsinden ayrılmak demekti.
En çok da ailesini bir dahaki seneye kadar göremeyecek annemin gözyaşlarına üzülürdüm.
O kadar çok ağlardık ki ayrılırken, oraya gelebilmiş olmanın sevincini bile silip süpürürdü o otobüsler.
Aksi gibi çocukken ağlayarak gittiğim o yolların dibinde bir üniversite kazandım. Beş sene boyunca o yolların otobüsleri annemin üzüntüsü olmaktan çıkıp benimkine dönüştü. Ve ben hala alışamadım.
Hele ki sırf nereye gittiğimi bilmeden beni götürdükleri yerler yüzünden geceleri hiç çekemem onları. Gece karanlığında gittiğim yeri görmediğimden sanki çocukken hiç unutamadığım o ayrılık günlerine götürürler beni.
Gündüz binsem de otobüse, hep yanımda biri olsun isterim. O birinin hikayesini dinlesem, benimkine hiç benzemese de kendiminkini unutuversem. Hep güzel yerlere gitse o ve ben hep onu dinlesem.
O yüzden otobüste yanımda hiç durmadan konuşan herkesi severim.
Ya da uyku hapları alıp uyumayı severim. Uyumadan önce ışık hızıyla seyahat edildiği günlerde doğmaya yetişemediğim için lanet okurum önce, sonra da hiç olmazsa o hapların sersemliğiyle öylece ışık hızıyla geçiverse diye dua ederim.
Ama geçivermez, sadece daha sersem geçer o yolculuk.
Otobüs de hep aynı otobüs.
Nereye gitsem, ne zaman gitsem otobüs hep o çocukluğumdaki otobüs. Annemi ve beni sevdiklerimizden ayıran otobüs.
Otobüs, otobüs, otobüs …
Şehirler arası yollarda, yerleşim yerlerinden uzaklaştıkça sanki bütün hayatlardan uzaklaşıyormuşum, koca dünyada sadece otobüsün içindekiler varmış aslında ve biz ayrılıkla süslenmiş hüzünlü bir bilinmeze gidiyormuşuz hissinse kapıldığım, sırf bana otobüsleri anımsatmasınlar diye sonuna kadar dinlemekten kaçtığım şarkılarımla kendimi yalnız yapayalnız, o metal yığınının içinde kaybolmaya mahkum hissettiğim korkunç otobüs…
Antonio işte sırf bu yüzden varlığın gerçek olsun istiyorum.
Otobüste, koridor tarafındaki koltukta sen otur ve ben başımı omzuna yaslayıp at arabalarıyla patika yollarda yaptığın bir müzik yolculuğunu dinleyeyim.
Yerleşim yerlerinden uzaklaştıkça korkmayayım, yanımda seninle bilmediğimiz bir yere değil de çok sevdiğimiz İtimatya'ya gidelim…

2 Yorum:

Turgay Keskin dedi ki...

Hep tek başıma yaptım otobüs yolculuklarını ve hep gece. Ama yine de severim, belki kötü anılarım olmadığı için..

Ama bildiğim bir şey varsa otobüsün cam kenarı hep hüzünlendirir beni, ama yine de severim, başkadır çünkü..

Nükhet Everi dedi ki...

Sevgili dostum,
bu yazını tam da 'Bozkırdaki Otobüs' yazımı kurgularken okudum. Konu haliyle oldukça farklı. Bu yazım 'Benim Filmimin Müziğini Sen Yap Müzik Tanrısı' deneme yazımın devamı olacak.
İstersen onu bir oku, bloglarımın hepsinde var, sitemde de... Belki otobüsleri ve otobüs yolculuklarını sevdirmese bile farklı bir hikâye dinlemek istiyordun ya, yanımda oturduğunu düşün ve sana bu hikâyeyi anlattığımı...
Sevgiler
Nükhet