20 Şubat 2009 Cuma

Yüzüklerin Efendisi, La Chanson De Roland ve Kalevala

Ünlü İngiliz Edebiyatı profesörü John Ronald Reuel Tolkien’in muazzam eseri Yüzüklerin Efendisi üçlemesini bilmeyeniniz yoktur. Eserleri okuma fırsatınız olmasa dahi onlarca Oscar ödülü kazanmış sinema uyarlamasından mutlaka haberdarsınızdır.
Yüzüklerin Efendisi’nin Âdem ve Havva’dan çok daha öncesini anlatan meşhur “orta dünya” hikâyesi kitleleri peşinden sürüklerken kült bir hikâye olmayı layıkıyla başardı.
Peki, onu bir külte dönüştüren neydi? Tolkien’in destansı hayal gücü, kaynağını nereden alıyordu?
Elbette ki bu konuda çok araştırma yapıldı. Tolkien’in eserlerini hem I. Hem de II. Dünya savaşlarında savaşmış bir askerken yazması nedeniyle savaş sahnelerini iyi kullandığı, Hıristiyanlık dininin öğelerini çok iyi bildiği gibi iddialar geçerliliğini koruyor olsa da en önemlisi Tolkien’in bir İngiliz Edebiyatı profesörü olmasıydı. Profesör mesleği dolayısıyla Avrupa destanlarına, mitlerine ve efsanelerine çok hâkimdi. Bu yüzden muhteşem eserinin kaynaklarını en çok bu destanlar oluşturdu.
Şimdi ben size Tolkien’in en çok etkilendiği destan olduğu rivayet edilen meşhur Fin destanı Kaleva’nın Diyarı’ndan (Kalevala) ve tanıma fırsatı bulduğum en ünlü Fransız destanı Roland’ın Şarkısı’ndan (La Chanson de Roland) kısaca bahsedeceğim.

LA CHANSON DE ROLAND:
Destanın 1100 -1125 arasında Fransız papazı Turoldus tarafından yazıldığı sanılmaktadır. Orta Çağ Fransasında bu türün en eski örneği olarak bilinen Chanson de Roland, tarihçi Eginhard’ın anlattığı tarihsel olaydan kaynaklanmaktadır. Kaynağa göre 778 yılı dolaylarında Frank kralı Charlemagne yedi yıl boyunca İspanya’yı işgal eder. İşgalden bıkan ve artık barış isteyen Saragosse’un Müslüman kralı Marsille ile bir antlaşma yapmaya karar verir. Charlemange bunun için bir elçi görevlendirir. Roland bu iş için gönüllü olan bir şövalye olduysa da kral Ganeolon’u elçi seçer. Ancak Ganelon bir haindir. Roland’ın komutasındaki askerlerin Pirene geçitlerinde pusuya düşürülmesini sağlar.
Roland’a kralı tarafından armağan edilmiş bir savaş borusu vardır. Roland sadece zor durumda kaldığında boruyu çalacağını krala söyler. Bu yüzden uzunca bir süre Marsille’in askerleriyle savaşır, gururu karşısında boruyu çalmayı reddeder. Ancak sayıca fazla olan askerlerin onları yenmesi üzerine boruyu çalmaya karar verdiğinde iş işten geçmiş kendisinden başka sağ kalan iki kişi, Başpiskopos Turpin ve Olivier de hayatlarını kaybetmişlerdir. Roland bunun üzerine boruya öyle bir üfler ki, şakaklarındaki damarlar çatlar. Roland yine de var gücüyle savaşmaya devam eder, ancak öleceğini anladığında kılıcı Durendal’ı taşlara vurarak parçalamak ister. Kılıç parçalanmayınca borusunu ve kılıcını alarak yere uzanır ve ölür. Charlemagne yardım çağrısına askerleri ile birlikte ulaştığında artık çok geçtir.
Tolkien’in insan ırkından olan karakteri Boromir’in borusunu çalarak yardım istemesi ve son gücüne kadar savaşması şövalye Roland’ın tavrıyla oldukça benzerlik gösterir.

KALEVALA
Elias Lönnrot'un 19. yüzyılda Fin halk hikâyelerinden derleyip kaleme aldığı epik destanıdır. Finlilerin ulusal epik destanı olan Kalevala, aynı zamanda Fin edebiyatının en önemli eserlerinden biridir. Destan 1917'de Finlandiya'nın Rusya'ya karşı bağımsızlığını ilan etmesi ardından ülkede yükselen milliyetçilik döneminde kaleme alınmıştır. Kalevala'nın kelime anlamı "Kaleva'nın Diyarı"dır. (Fince -la/lä son eki yer gösterir). Destan 50 bölüme (Fince: Runo) ayrılmış toplam 22795 mısradan oluşur.
Destanda Orta Asya’daki Şamanizm ve Totemizm’in izlerine rastlanır. Çalgıya, söze, şarkıya tanınan sihirli kuvvet; ateşe, aydınlığa, kızıl renge, demire, bakıra verilen önem, karanlık, soğuk ve kara renge karşı duyulan itimatsızlık, kozalaklı çam, meşe, huş ağaçlarının ve Sampo gibi bazı eşyaların kutsallığı; kılık değiştirmeler, kıyafetlerdeki süsler, ziyafetlerdeki adetler ve yenilip içilen şeyler, dünyanın ve ozanın yaradılış şekli gibi unsurlar destanda yer bulur.
Kısaca destanın öyküsüne gelince:Destandaki ana karakter Väinämöinen'dir. Finliler'in ulusal çalgı aleti olan kanteleyi, bir turna balığının kemiklerinden yapan kahraman, başlangıçta çok kötü çaldığı bu enstrümanı, daha sonraları hayvanları bile büyüleyebilecek kadar iyi çalmaya başlar. Daha sonraları kantelesini kaybeden Väinämöinen, kantelenin günümüzdeki hali olan şeklini, huş ağacından yapar.Kendine eş arayan ancak bir türlü evlenemeyen Väinämöinen, destanda geçen Joukahainen’in kardeşi Aino'yla evlenmek üzereyken, Aino denizde yüzerken boğulur ve ölür.Destanın bir bölümünde, kıtlık içinde yaşayan köyleri için Väinämöinen ve arkadaşları, kuzeydeki insanların yaşadığı bir kasabada, Sampo adında sürekli un üreten sihirli bir değirmeni çalmaya giderler.

La Chanson de Roland ve Kalevala dışında, Yunan destanları İlyada ve Odysseia, İngiliz destanı Beowulf, İspanyol destanı El Cantar de Mio Cid’de Yüzüklerin Efendisi’ne ilham kaynağı olmuşlardır.
Yüzüklerin Efendisi’ndeki Hobbitlerin yemek ve eğlence kültürü, Elflerin ölümsüzlükleri, değerli taşlara, takılara ve silahlara yüklenen güç simgeleri, kadına verilen değer, savaş borularının önemi, Fincenin yapısını andıran Elf dilleri, ağaçlara ve bitkilere yüklenen insani güçler gibi birçok imge şüphesiz bu destanlardan özellikler taşıyor. Bunlara yunan mitolojisinin ve dini kitapların etkisini de eklemek mümkün. Ama elbette ki bunları harmanlamak da Tolkien’in muazzam dehasının işi…
Dünyanın öncesindeki dünyayı düşleyenler için Yüzüklerin Efendisi bulunmaz bir düş nimeti.

Kaynakça:
Fransız Edebiyatı – Berke Vardar (Multilingual – 2005)
Fransız Edebiyatı Tarihi – Daniel Mornet, Çev: Nevin Yürür (İst. Üni. Edb. Fakültesi Yayınları – 1946)
http://www.toplumdusmani.net/
http://www.yuzuklerinefendisi.com/

3 Yorum:

Kara Kalem dedi ki...

İrem üçlemeyi izlemiştim.
Bu kadar büyük bir hayal gücünü prof. Tolkien muhakkak bir yerleden esinlenmiş olmalı diye çok düşündüm. Seni okuduktan sonra sorular cevaplara dönüştü. Çok güzel bir yazıydı. Bilgilendirme için teşekkürler. Sen ne yazarsan yaz okumak keyif vericiolacaktır eminim. bir gün sana ait bir şiir okumak isterim.

Sevgilerimle

Ahmet

bendenbenkim dedi ki...

Çok teşekkür ederim ilginiz için. Şiir konusuna gelince, ufak tefek şiirimsiler yazıyorum ama sanırım bu konuda kendimi pek yetenekli bulmuyorum. Şimdilik sadece okuyorum. Belki bir gün...

¨˜SananaAkİ BaNAneSaN(•̪●) ¨˜® dedi ki...

Hakkaten güzeldi yüzüklerin efendisinin arka planında nelerin olduğunu düşünmeyi bile düşünmemiştim doğrusu muhteşem bir hayal gücü deyip geçmiştim sadece :D Boru üflemesiyle Şakaklarındaki damarları çatlatma olayı çok çarpıcıydı.Birde sırf kitap için oluşturduğu elf dilinin geçmişini merak ettim şimdi bununla ilgili de bir bilgi var mı acaba ?
sayfandan öyle ilginç bilgiler ediniyorum ki genel kültürün derinliklerine dair merak edip araştırayım şunları diyebileceklerimden ziyade merak etmeyi bile aklıma getirmediğim şeyler sunuyorsun önüme :)) Sevgiyle ve Takdirle elini sıkıyorum.(^_^)