12 Ağustos 2009 Çarşamba

Zamanın Bıraktıkları

Hiçbir şey yemeden yapılan diyetlerin getirdikleri gibi zamanın bıraktıkları. Önce vücudunuzdaki suyu, sonra yağ dokusunu, sonra da kaslarınızı kaybetmeye başlarsınız. Siluetinizde sağlıksız bir güzellik vardır. Gelin görün ki günler sonra vücudunuz bu ağır diyet temposuna ayak uyduramaz ve bir yerlerde bayılıp kalırsınız.
Yoğun iş temposu ve sorunlar derken önce kendinize bir dakika bile ayırmadığınızı fark edersiniz. Önemli değildir çünkü kendinizi işe yarar hissediyorsunuzdur. Hızla akıp giden zaman içinde ne kendinize ne de başkalarına ayıracak bir dakikanız kalmıştır. İşsel sorumluluklarınızı zaman size yetişmeden çözerken içsel sorumluluklarınızı zamanın içinde bir yerlere bırakırsınız. Her şey yolunda gibi görünürken bir de bakarsınız ki bu içsel sorumluluklar geçmiş zamanın bir kenarına sıkışmış ve sıkıştığı yerden çıkaramayacağınız kadar büyümüştür. Ve zaman o sıkışıp kalan içselliklerinizin üstüne her geçen gün katlanan yeni birikintilerle akıp gidiyordur.
Tıpkı anlamsız diyetler gibi bedeniniz bu yaptığınıza katlanamadığında sürekli konuşmaya başladığınızı fark edersiniz. Anlatacak o kadar çok şey biriktirmiş, içinize, zaman boşluklarına o kadar çok çözülmeden atılmış bir şeyler sığdırmışsınızdır ki yıllarca anlatacağınız yığınlarınız olmuştur. Anlattıkça rahatlar boşalırsınız. O korkunç diyetin sonunda ılık bir tas çorba içmişçesine rahatlarsınız.
Ama gelin görün ki etrafınızdaki herkes sizin gibi biriktirme zamanındadır. Sizi dinleyecek kimse yoktur. Sizin gibiler varsa dahi onlardan da siz kaçarsınız. Şişman birinin bir diğer şişmana ne kadar faydası olabilir değil mi?
Sonuç mu?
Korkunç diyetinizin sonunda soluğu uzman bir diyetisyenin kapısında alacağınız gibi, aynı korkunçluktaki zaman birikintilerinizden kurtulmak için de soluğu uzman bir psikiyatrın kapısında alırsınız. Diyetisyenler size kibrit kutusu büyüklüğünde peynirler, psikiyatrlar da size kibrit kutusunda ilaçlar sunarlar.
Hadi bakalım kolay gelsin…

0 Yorum: