12 Mart 2010 Cuma

Zaman Yiyen...

Her yeni mezunun yaptığı gibi peşine düştüğüm iş koşuşturmalarından bloguma uğrayamadım. Bütün bu koşuşturma arasında birçok kişiyi ihmal etmeye tutulmuş, bir o kadar çok kişiyi de hayatımdan çıkarmaya çabalar buldum kendimi. Öğrencilik hayatımda bana çok uzakta olan, film gibi hayatlara dair konuşmalara gark oldum. Yeni insanlar girdi hayatıma. Çocukça bir tavırla bir avuç yıllık geçmişimde hoşnut kalmadığım her şeyin hesabını da onlara, o yeni insanlara tutturdum. Bu kadar hızlı tükenirken zaman, ne de genç yaşlarda tutuluyor insan güvensizliklere, yargılamalara, anlamsız sorgulamalara. Sebebi belki de her şeyin bu kadar çabuk değişmesi bilemiyorum. Ya koyverip gidiyoruz hesapsıca, ya da tıkılıp kalıyoruz kendimize ördüğümüz duvarlar arasına. Öyle günlerdeyim… Özür dilerim... Sen de özür dile benden, özür dile zaman yiyen...

1 Yorum:

dalgasesleri dedi ki...

Hayatı ne kadar erken yaşta tanıyorsanız o kadar çabuk büyüyorsunuz. Hele yavaş yavaş dibe dalmalar yok mu? İşte onlar tam hayatın size şamar atarak öğrettikleri. Umarım işinizi de bulmuşsunuzdur, çünkü o güzel yazılardan bizi mahrum etmeyin. Ben inamıyorum bir gün zaman kendisindem mahrum ettiği kişilerden özür dileyecek.