4 Haziran 2010 Cuma

Okunmaz Günler...

Okumayı alışkanlığı çocuklukta edinilir. Hızlı okuma alışkanlığı da öyle… Daha ötesinin mümkün olduğuna pek inanmadım.

Bitmez bir açlıkla üstünde yazı olan her şeyi okumakla başlar alışkanlık. Çizgiler harflere, harfler kelimelere, kelimeler, cümlelere, cümleler paragraflara dönüşür. Son aşamada ise elinizde detaylarından arınmış koca metinler vardır. Zamanla seçicileşir, eserlere yönelir, nadiren de tükenir…

Monaigne’nin Denemeleri’nden, çocukluğumuzun ders kitaplarından hatırladığımız, bir alışkanlık söylemi: Bir köylü kadın, bir danayı doğar doğmaz kucağına alıp sevmiş, sonra da bunu adet edinmiş, her gün danayı kucağına alıp taşırmış; sonunda buna o kadar alışmış ki dana büyüyüp koskoca öküz olduğu zaman, onu yine kucağında taşıyabilmiş. Bu hikâyeyi kim uydurduysa, alışkanlığın ne büyük bir güç olduğunu çok iyi anlatmış olacak. Gerçekten alışkanlık pek yaman bir hocadır ve hiç şakası yoktur. Yavaş yavaş, sinsi sinsi içimize ilk adımını atar; başlangıçta kuzu gibi sevimli, alçak gönüllüdür ama zamanla, oraya yerleşip kökleşti mi, öyle azılı, öyle amansız bir yüz takınır ki kendisine, gözlerimizi bile kaldırmaya izin vermez...

Kitaplarla münasebet de böyledir… Her ne okuyorsanız… Her geçen gün kendinizden memnuniyetinizin azalacağını, anlamaya odaklandığınızdan benimsenmişlikleri dışlamaya meyledeceğinizi, tatminsizliklere gark olacağınızı, dünyanın gerçeklerinden soyutlanacağınızı bile bile, okur, kucağınızda taşıyamayacağınız koca bir dana büyütürsünüz. Basit şeyleri anlam girdaplarına atmaya, karmaşık şeyleri noktalaştırmaya eğinirsiniz. Kelimelerden fazlası anlamını yitirir, maddeler boyut değiştirir, insanlıktan uzaklaşmaya, insan kavramına yakınlaşmaya başlarsınız. Bir bakarsınız; artık büyüttüğü danayı kucağına sığdıramayan “biri” bile değilsiniz. Kelimeler, cümleler, kavramlar dolayısıyla söylemlerden oluşan bir “şey” olmuşsunuz siz. İnsan da dana da sizden uzaklaşarak kavramsallaşmışlar… Etrafını hayretle seyrederken hayretten arınmış, külliyen yapayalnız bir “şey” siniz siz artık. Bütün bunu size kelimeleri alışkanlık edinmek yapmış…

Alışkanlıklar, öyle azılı, öyle amansız bir yüz takınır ki kendisine, gözlerimizi bile kaldırmaya izin vermez...

Son zamanlar okunmaz günler, gözümü hangi cümleye atsam içimi burkuyor.

1 Yorum:

destinayılmaz dedi ki...

muhteşem bir yazı ve kesinlikle çok doğru.....