2 Haziran 2010 Çarşamba

Zira Boykottur...


Cismi âlemimizi, sanal âlemimizi, bedenimizi boykotlar kuşatmış durumdadır. Her yanımız Yahudi, Ermeni ve PKK boykotlarıyla donanmıştır. Haklıca bir üzüntünün düşüncesiz resmidir bu boykotlar. Hüzünlüdür, acizliktendir…

Nedir?

Mustafa Kemal Atatürk’e diktatör, faşist dendiği için ayağa kalkan ülkemin birçok ferdinin diktatör faşist diye adlandırılan başka birinin (Adlof Hitler) eylemlerini ve söylemlerini sempatik bulmasıdır.

Yahudilere yapılan katliamların anlatıldığı filmleri (Hayat Güzeldir, Piyanist, Schindler’in Listesi vs.) izlerken ağlayan ve gişelere para yağdıran izleyicinin gözyaşı dökerek altını çizdiği insanlık emarelerini unutmasıdır.

"Nescafé’sini" yudumlarken "Intel" işlemcili bilgisayarından, Bu markalar İsrail malıdır, almayınız, kullandırmayınız, başlıklı resimleri sanal dünyaya dağıtan eylemcilerin şuursuzluklarını sunmasıdır.

En önemlisi bir insanın başka birinin de insan olduğunu artık hatırlamamasıdır. Bir bireyi coğrafi bir sınıra (İsrail), bir dine (Yahudi), bir ırka (Ermeni) sığdırarak genellemeler yapmasıdır. Katliam yapanların zihniyetine değil de eylemine saldırmanın aksesuar şıklığından emin bir halde üstüne giydiği katil kostümünü gururla seyreden birilerinin varlığıdır.

Neredeymiş insan olmanın onuru?

Baktığın yerde kendini görmekte şimdi… Bir katilin yüzünde kendini görmekte, katil olmayı istemekte…

Şimdi hadi kuşanalım silahlarımızı, biz de öldürelim, öldürtelim. Bir gün gelecek, öldürmediğim her Yahudi için bana lanet okuyacaksınız; diyen adama lanetler okumayalım. Onun görevini biz devralalım.

Zira tümden gelen “birey” yoktur, tüme varan “insan” vardır.

Elimizde silahlarla İsrail’e varalım, bir eve dalalım. Küçük bir çocuğa silahımızı doğrultalım. Yahudi’dir ölsündür, zira artık o bir çocuk bile değildir.

Zira onur yoktur artık, insan olan insan bile değildir.

Zira boykottur…

0 Yorum: