5 Eylül 2010 Pazar

Beni de sever misiniz?

Asit yağmurlarıyla çözülmüş bir günde gelmiştiniz bu sokağa. Sokağın en eski evinin önünde durmuştunuz bir kararsızlıkla... Kapı açılıvermişti hemen, şaşkın duruksunluğunuzda. Havı dökülmüş aslan ayaklı bordo bir kanepe buyur etmişti sizi. Kurulunca çalmamıştı sedef kakmalı bir müzik kutusu. Duvardaki Edgar Degas reprodüksiyonuyla bakışmıştınız bir sırrı paylaşır gibi. Damla sakızlı bir Türk kahvesi sunulmuştu size sonra. Kahvenin yanındaki naneli kuşlokumlarından biri parmaklarınızın arasında ezilmişti. Ağlamıştınız da…

Bana demiştiniz ki: “O eve dair ne varsa hepsini çok sevdim o anda. Hiç sevmediğimi sanırdım oysa…”

Eskimişliğime buyur etsem sizi, yağsam biraz mütereddit, damla sakızlı bir anı koksam, bir resmimde tutabilsem gözlerinizi incecik, nane keskinliğiyle ama yumuşacık ezilsem hüzünlü parmaklarınızın arasında ve çalmasam kurulduğumda üstüme yazılmış notaları…

Beni de sever misiniz, diye soracaktım. Beni de sever misiniz bir an?

2 Yorum:

Hayalin Derinlikleri dedi ki...

Burada bir ev için anlatılanları, belki vitrinde bir ev olarak sunulanı, İzmir adına hissetmiştim vaktiyle. Bana sundukları bir yana, hiç sevmedim sanardım onu, ondan ayrılmak zorunda kaldığım son günde.Bana bunları anlattı, hatırlattı.
Yüreğinize sağlık.

bendenbenkim dedi ki...

Teşekkür ederim, bir anımsamaya vesile olmak güzel. :)