30 Kasım 2010 Salı

İnsan Tedirgin

“Belirli bir kışkırtma yokken bile, olmayan tehlikeleri aradığım huzursuz bir endişe hali içindeyim; bu durum benim için en ufak dertleri sınırsız derecede büyütüyor ve insanlarla ilişkiyi çok zor hale getiriyor." (Arthur Schopenhauer)

Hiç Schopenhauer kadar tedirgin olma meziyetiyle baş başa kaldınız mı?
Neden tedirgindiniz? Ölmekten, sevmekten, kaybetmekten, başaramamaktan, yanlış yapmaktan?
En çok bildiklerinizden mi bilmediklerinizden mi? Önyargılarınızdan mı kestiremediklerinizden mi?
Bilmeye alıştıysanız bilmediklerinizden, bilmemeye alıştıysanız bilmediklerinizden…
Yaşamaya alıştığınız için ölmekten…
Sevmeye ve sevilmeye alıştığınız zaman kaybetmekten…
Herkesin doğrusuna alıştığınız için, kendi doğrunuzun gerçekliğinden…
Başarının çizilmiş sınırlarına alıştığınız için başaramamaktan…
Kendinize alıştığınız için kendiniz olamamaktan…
Ondan, şundan, bundan… Ama nihayetinde alışkanlıklardan…
İnsanı tedirgin eden tek şey alışkanlıklarının değişmesidir.

Alışmak kafesinde tedirgin şarkılar söylemeyiniz…
Kafesteki kuş olmanın, kanatsız kuş olmaktan tek farkı bir gün özgürce uçabilme ihtimalinizdir.
İhtimaller bile insanı tedirgin eder.
Alışmayınız.

İmza: Alıştım tedirginim.

5 Yorum:

la luna bir yer dedi ki...

Diyecek pek bir şey kalmadı.

la luna bir yer dedi ki...

Tedirginlik insana kalmalı. Böyle durumlarda bizzat.

Uçsuz bucaksız bir kuşku sonuçta içinde yüzülen.

Huzursuz dedi ki...

alıstık, artık cok geç

la luna bir yer dedi ki...

Sayfamda kitap mimi sizi bekliyor yazmak isterseniz eğer.

Elif Gizem dedi ki...

Harika bir yazı olmuş...