28 Aralık 2010 Salı

Gün


Muhtemelen 15 senedir her sabah, iş arkadaşlarına nasıl göründüğünü soran bir kadın gibi, isminin önündeki ünvanını sürekli belirten birini tanıyorum. Sanırım ünvanının kendisine yakışmadığını düşünüyor. 

“Sosyal Prestij (İtibar): Bir bireye ya da kümeye (grup) başka birey ya da kümelerle, ilişkilerinde üstünlük sağlayan duruma denir. Doktorluk statü, doktorun sevilmesi, aranması durumuna prestij denir. (http://www.toplumdusmani.net/)”

Bana sürekli yalan söyleyen, yalanını yakaladığımda ise yeni bir yalan söylemeyi görev edinen birini tanıyorum. Bu yalan zincirinden çıkabilmek adına inanmamdan en hoşnut olacağını düşündüğüm yalanına inanmış gibi yapıyorum. İnanmıyor ve daha inandırıcı bir yalan arıyor. Oysa ben bile kendime inanıyorum.

“...Amerika halkına bir şey söylemek istiyorum. Beni dinlemenizi istiyorum. Bunu tekrar söyleyeceğim. Bu kadınlar, Levinski hanımla seksüel bir ilişkim olmadı. Kimseye yalan söylemedim, bir kere bile, hiç. Bu suçlamalar asılsızdır.” (Bill Clinton)

Siz nasılsınız, sorusuna her defasında  “Wonderfull Life” diye cevap veren birini tanıyorum. Asla yere bakmadan yürüyor.

“No need to run and hide, it's a wonderful, wonderful life…”  (Black)

Bir erkeği seçmek için parayı büsbütün bir kıstas sayan asabi bir kadın tanıyorum. Bir banknotla nasıl seviştiğini anlatırken bir türlü evlenemediğinden dert yanıyor.

“Aslında parayı sevmiyorum, ama sinirlerimi yatıştırıyor.” (Joe Louis)

Hergün işe giderken ve dönerken geçtiğim ücra çocuk parkında çocuktan ziyade muhakkak ki ağlayan bir adam, bir kadın veya bir genç, öpüşen veya tartışan bir çift görüyorum. Aynı parkta gezdirmeye getirdiği av köpeklerini beklerken her sabah dökülmüş ağaç yapraklarını  toplayan bir adam tanıyorum.

"İnsanın yurdundan ayrılır gibi ayrıldığı aşklar vardır: Her şeye yeniden başlayacağını, yeni caddelere alışacağını, yeni bir dil öğreneceğini, kendi yurdundan daha mutlu bir hayata başlayacağını bildiği halde her zaman kendi şehrini, çocukluk anılarını özleyecek ve orada daha mutlu olabileceğini düşünecektir. İnsanın yurdundan ayrılır gibi ayrıldığı aşklar vardır: Bir diktatör, bir kıtlık ya da bir salgın hastalık yüzünden, ama asla gönüllü olarak değil. Daha da kötüsü: O diktatör öldüğünde ya da salgın hastalık sona erdiğinde, insan fazlasıyla yaşlanmış olacağından artık geri dönemeyeceğini bilir." (Luisgé Martin)

İnternet yasağı yüzünden size şarkı çalamıyorum. An itibarıyla "Big Brother" Gorooveshark ve Fizy’ye de el atmış bulunuyor. Billy Joel'den Piano Man'ı dinleyecektik oysa...

Sansür: Fr.censure 
1. Sıkı denetim: § “Evvelce de yazdığım gibi taahhütlü ve taahhütsüz mektupların sansürleri ayrı olduğu için hepsi aynı zamanda verilemiyor.” - Ziya Gökalp, Ziya Gökalpın Mektupları, s.233. § “Araya İttihat ve Terakki sansürü girmişti.” - Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Gençlik ve Edebiyat Hatıraları, 65. § “Belki bu sansürün veya tehdidin yüzünden ben düpedüz her türlü okumayı reddetmiştim”.- Ahmet Hamdi Tanpınar, Saatleri Ayarlama Enstitüsü, 8. § “Demin bahsettiğim gibi sansür o zaman mahalli (millî demeyeceğiz, zaten mahallî daha çok doğru) yazılar hakkında şiddetli değildi.” - Ruşen Eşref Ünaydın, Diyorlar Ki, 167. § “Hayat-ı millet olan ilim ve marifet dehşetli bir sansür ün tazyiki altında eziliyor.” - Sami Paşazade Sezai, Bütün Eserleri III, 109. § “Hele genç kızlar ve kadınların okuyacağı romanlar şiddetle sansüre tabidir.” - Reşat Nuri Güntekin, Yaprak Dökümü, 25. § “Akşamları Servet sansürden korkmuyor, Düyûn-u Umûmiyyeden çekinmiyor, aleyhe, lehe saldırıyor.” - Ahmet Rasim, Ramazan Sohbetleri, 76. § “...sansürün çoktan kalktığını...” -Yavuz Bülent Bakiler, Üsküpten Kosovaya, 22. § “Nazır olduktan sonra da sansürü kaldırmaya taraftar göründü.” - Necip Fazıl Kısakürek, İhtilal, 130. § “Kara cahil kara maşa yeni sansür yönetmeliğine karşılık haklı yürüyüşlerinden daha güçlü bir yürüyüş...”- Adalet Ağaoğlu, Geçerken, 23. § “Bunu görmekten ve göstermekten sizi alıkoyan hiçbir ulvi sansür yok mu içinizde?” - Necip Fazıl Kısakürek, Bir Adam Yaratmak, 67. §” Çünkü bunun ardından er geç, en geniş görüşlü devlet bile, zevk sansürünü getirecektir.”- Nurullah Ataç, Söyleşiler, 335. 2. Denetleme işini yapan kurul: § “Esasen bunlara da sansürün müsaade etmemesi gerekir.” - Peyami Safa, Din, İnkılap, İrtica, 247. § “…fakat ne çare ki postacılar yahut sansürler bu acıyı duymuyorlar ki küçük bir ihtimalin neticesi olarak” - Ziya Gökalp, Ziya Gökalpın Mektupları, 109. § “Sansürdekiler böyle bir yazının kendilerine getirilmediğini söylemişler.” - Ruşen Eşref Ünaydın, Röportajlar II, 147.  (Türk Dil Kurumu - Türkçede Batı Kökenli Kelimeler Sözlüğü) 

Gece rüyamda onu okumaya çalıştığım halde sayfalarını kanat suretiyle çırparak benden kaçmaya çalışan bir kitabın peşinden koştum. Yetişemedim.

Düşümüzde düş görmeye başlayınca, uyanma zamanı yakındır. (Novalis)

Ben bunu gece yazmıştım, şimdi siz de  gece okursunuz diye belki bir de…

İyi geceler,

Sırf birisi ''iyi geceler'' demediği için iyi geçmeyen geceler vardır. (Pablo Neruda)

Fotoğraf ve Pablo Neruda için İzinsiz Gösteri'ye teşekkürler.

4 Yorum:

la luna bir yer dedi ki...

Hangisine ne denir ki, bendenbenkim,
Hepsi harika.
Yüreğine sağlık.

belki de iyi geceler zamanıdır, öyle ki burda hava şimdi kararıyor...

destinayılmaz dedi ki...

kendim ve herkes adına,
bugece, hergece ve her istediğin an adına
İYİ GECELER

bendenbenkim dedi ki...

Herkese iyi geceler, iyi geceler, iyi geceleriniz için teşekkürler, bunlar bana çok gece yeter. :)

melanous dedi ki...

fotoğraf çok güzelmiş. yazı ve alıntılar da öyle.

her ne kadar Neruda gece için söylemiş olsa da:
"hepinize iyi günler"