1 Şubat 2011 Salı

Şubat Kapısı


Mart kapıdan baktırır. Şubat ayların kapısıdır. 

Bugün buraya yılın ilk karı düştü. Hava çok soğuk…

Geçen yıl bu zamanlar ki yine bir şubattı, şubatın biri hiç değildi.  Buraya yağmur yağmıştı, kar değildi. Buraya ilk defa yağmur yağıyordu. Herkes inandı buraya yağan yağmurun ilkliğine,  sen inanmadın… 

"Şubat bir köprü yapar, mart onu yıkar." (George Hebert)

"February, when the days of winter seem endless and no amount of wistful recollecting can bring back." (Shirley Jackson, Raising Demons)

KIŞ ÜZÜMLERİ

Oyuncaklarını ve sevgilisini elinden aldılar kadının. Böyle, fakat sonra eğdi başını yere ve neredeyse ölmüştü kadın. Fakat onüç yazgısı ve de ondört yılı rast geldi kaçan bahtsızlıklara. Kimse konuşmadı. Kimse koşarak gelmedi korumak için O’nu okyanusun köpekbalıklarına karşı. O köpekbalıklarıdır ki, kötü niyetli gölgelerini bir sinek misali salmışlar şimdiden kadının üstüne. O sinektir ki, kötücül kötücül bakıp durur bir elmastan ya da sihirli bir ülkeden. Ve sonra bu hikâye unutuldu acımasızca. Zaten hep böyle olur, bir ormancı unutunca paratonerini ormanda.

Andréas Embiríkos (1901-1975, Yunanistan)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy


KARDAKİ YAZI

Sesi olmadan duvarların arasına sızdı yağmur.
Maskesi olmadan ürküttü serçeleri yağmur.
Eski sesimdir yağmur.
Korkunç maskemdir yağmur.
Fakat bugün ateşim ben,
ayak izlerim felç eder kışı.
Bugün söndürülemem ben.

Küçük yağmur, uzaklara düştü yolumuz.
Yaşayan duvarların arasında uyanırız.
Zafer kazanmışlardı,
Metallerin anlamını büyütmek istemişlerdi,
fakat bugün ayaklarımız önünde uzanır kış,
içi kurumuş bir yemiş misali, paslı.


Erik Stinus (1934-2009, Danimarka)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy


ŞUBAT YOLCUSU

seni kim çizebilir şubat yolcusu
yalnız akşam olsun dağınık olsun
ceplerinde bozuk bir bulut uğultusu
geceleyin dörtte bir ölüm korkusu
dörtte dört sabaha karşı yağmursun
seni kim çizebilir şubat yolcusu
bütün çizgileri bozuyorsun


Attila İlhan (1925-2005, Türkiye)

Bugün öğrendim ki Ahmet Abi sen de gitmişsin. Başka bir şehre, başka bir kendine, bizim seni göremeyeceğimiz bir yere… Şubatlar balıkların bozkırlara, kirpilerin denizlere gittiğinin zamanıdır… Bugün kırmızı bir çantanın içinde bir kitap, bir plak bir demet de kır çiçeği getirdiler senden. Tam da gittiğin zaman… Keşke herkes böyle;  kelimelerle, çiçeklerle, şarkılarla gitse kendinden bile…

Şimdi bir “şubat” şarkısı dinleyelim. Salvatore Adamo - Tombe La Neige

0 Yorum: