16 Mayıs 2011 Pazartesi

Sevgili Günlük,

Bu hafta sonu defalar defalarca şu şarkıyı dinledim. Öyle dinledim ki bu şarkının zehirli olduğuna kanaat getirdim. Bu zehri keşfetmekte bu kadar geç kaldığıma yangınım. Dibine kadar dinlemezsen mideni yıkarlar, kurtulmak ister misin? İnsanın midesinde hortum olması fil yutmak gibidir. Öyleyse sen şunu da pek tabi bilirsin:


Elbette ki bir şeyler keşfedilir bahsinden, bir takım incelikler dâhilinde Eurovision izlenir, Politik zemin hesaba katılmaz. Nitekim illa ki bir incelik çalınır insanın kulağına konu müzik olunca. Bu senenin kazanan ülkesi Azerbaycan, şarkı İsveç kökenli İngiliz, Nigar’ın bacakları Amerikalı, Eldar’ın bakışları Norveçli keman yayı Rybak. Nigar eline makyaj mendili verseler de aynı hararetle sallayacak kadar kendinden geçmiş. Şarkı çocukluğuma dair, boyband modası. Böyle yaranmalı Avrupai ince hesaba Türki sevinçler yaşıyorsak dalkavukluğuyla sevinen çok kişi biliyoruz demektir günlük. Çarpık kentleşme…

Üç seçim irtibat bürosunun ortasında tam da şehrin göbeğinde oturuyorsan evinde meclis havası vardır. Geliyor Kılıçdar, Kılıçdaroğlu atfına sürekli resmi bir makamın evin içinde yer almasına sanıyorum ki Onur Akın aslında Kel yiyor Kılıçdar, Kılıçdaroğlu der. Öyle ki zaten Devlet Bahçeli’nin püskevit dediği rivayet edilmiştir. Politikacılar manipülatördür; bisküvi komikçileri spekülatör bile demişsindir. Her daim hazır kahve tutarsın evde, pijamalarınla salınmazsın, çok ciddiyim. Meclis sever misin? Bütün seçim şarkılarını ezbere söyleyebilir, beynimi yıkamayı başaran en iyi seçim şarkısı sahibine oy vereceğimi buradan bildiririm. Karanfil tutuşturma elime, bana seçim seçim seçeyim şarkısı söyle…

İnternet yasası çıkarsa diye Google’da Anne Sexton şiiri aramaktan kaygı duyma ihtimalinden kaygı duyan kaç kişiyiz? Kaç kişinin dediğini kıçından tutarlar? Her öküzün altında buzağı var biliyorum, aramaktan bıkmış olsam da ölü insanlar görüyorum.

Bir Cuma akşamıydı, kayıtsız bir kederle ettiğim hesapsız gevezelikleri kaldırmıştım. Bazı insan ki bir şey hatırlamaya görsün, her şeyleri döker önüne.  Bir erken ölüm daha her erken ölüm gibiyse insan ki gevezeler değil mi? Hele ki bildiğin çok sevilmekten, hem sevmekten mutsuz bir kadının kanser otuyla sarılmasına rastlıyorsa insan kederlerden heder seçer değil mi? Şöyle değil mi?

(kadınlar öyle bir şeyler ki kendi başlarına bile dert olurlar olmayacak yalnızlığı harf harf bir ay kadınına saydım saçları güzel bir adam vardı saçlar kadınlara yaraşırdı onu hiç sevmedim saydığının yoktu suçu ona benzeyen herşeyin vardı kanardı ikna olmak istedim hiç de ikna etmek değil neden hep öyle değilmiş gibi bir günde iki yalan bir sürpriz bir ölüm karşıladım bir kapıyı yüzüne çarptım sen bana mektup yazdın ben öyle hayalini kurmuştum ki bir mektup almanın şimdi ne yapacağım o mektupla mektubun öyle ki yastığımın altında kimse olmasın kimsenin yeni bir hikâyesi kimse yeni biri olmasın herkes en sevdiği bir filmi baştan sil baştan hep baştan sonuna varmadan izlesin kimse yeni yepyeni yunmuş yıkanmış yıkılmış olmasın olmasın bugünler yeni şeyler için değil bir ağlamak hediye edilseydi)

Bu satırları okumayan kimseler benim kimsem değildir, böyle biline. Beni işten kovması muhtemel adam da benim kimsem değildir. Benim kimsem olmasan onumda bunumda değilsin, benim kimsem değilsen değilsin. Yalan söylemekten öleceksin. Bu şarkıyı mutsuz ölmüş bütün kadınlar için… Zaten Irene Jacob en güzel kadınıydı.

Geçtim kendilerini, çocuklarının fotoğraflarını internette deşifre edenler, kiminle nerede olduğunu söyüm sövüm söyleyenler için de kaygılanıyorum günlük. Sebebini söylemeyeceğim, çok ideolojik bir manası var, zaten hepimiz öküzlerin altında buzağı olduğunu ve ölü insanlar gördüğümüzü biliyoruz.

Günlük ben bu ayın 25’ine kadar olmamalıyım buralarda. Sürünmezsem ölürüm. Sosyal mesaj kaygısı taşımama sarı ve yeşil elbiseler giydirenler var, hiç de sevmem ne sarı, ne yeşil esenkal. Ben yokken üç kere Pietra Montecorvino, dört kere Zbignier Preisner, bir dakika otuz saniye sonra ölmeye başlamamışsan zaten dönme.

0 Yorum: