19 Haziran 2011 Pazar

Bir şeyler,



Söylenecek bir şey olmaz bazen. 

Ben senin sandığın kişi değilim. Mesela benim sandığım kişiler hep sandığım kişi çıkarlar. Birinin sandığın kişi çıkmasının ne demek olduğunu iyi bilirim. O yüzden ben kimsenin sandığı kişi olmak istemem. İstemediğin bir şeyi layıkıyla olamazsın zaten. Hipnoz… İstemeyince hipnoz olamazsın örneğin ama olmuşsun gibi yapabilirsin. Şimdi sandığın kişiymiş gibi mi yapayım? 

Bana ne hissettirdiğini anlamanı istemiştim. Senin ne hissettiğini anlamak gibi bir niyetim yoktu. Ayrıca anladığım şeyle ne yapacağımı hiç bilmiyorum. Anladığın şeyle ne yapacağını bilmiyorsan en iyisi hepsini toplayıp gitmektir. Ama birileri illa ki gizli gizli peşine düşer, o yüzden dikkatli ol. 

Bazı insanlar mutsuzluklarıyla mutludurlar. Onların mutsuzluklarını beslemeye kalkma bence. Onların her zaman mutsuzluklarını besleyecek bir şeyleri vardır zaten. Yaradılışlarından öyledir onlar. İşlerine karışırsan bozulurlar. 

Ben aslında babalar günü madem diye, babalarla çocukları dahası babalarla oğulları izlesin diye bir filmden bahsedecektim: “Ejderhanı Nasıl Eğitirsin” di o film. Şöyle de güzel bir web sitesi vardı:


Bilmiyorum, öyle işte. Siz de zaten artık okumayın bu blogu. Sandığınız kişi değilim. Yemek de seçmem...

1 Yorum:

la luna bir yer dedi ki...

Okunduğunda var olacak her şeyin şerefine desem, babası yanındayken bile onu çok özlemiş bir insanın sözcüklerinden.

Bir de Sylvia Plath'ın Daddy şiiri var. Bizzat bugün uzak duruyorum.

'bir ay dolusu gracias' sevincine, sevgilerle.