26 Haziran 2011 Pazar

Santral


“…  müşteri hizmetlerine hoş geldiniz. For English press 9. Dâhili numarayı biliyorsanız tuşlayınız. Bilmiyorsanız santrale bağlanmak için lütfen bekleyiniz.”

“Bazı insanlar öyle bencil, öyle kendini beğenmiş olurlar ki, yalnızlıklarını etraflarında kalabalıklar yaratarak beslerler gilim. Ama kalabalıklar yalnızlar üzerinde abur cubur etkisi yapar. Çok yerseler egoları kilo alır.” 

“Sizlere daha iyi bir hizmet verebilmek için yapacağınız görüşmeler kalite standartları gereği kayıt altına alınmaktadır. Telefonunuzu şimdi aktarıyorum, lütfen bekleyiniz.”

“Hiç, öyle aklıma geldi. Bir nedeni yok. Var aslında. Çok yalnızım. Egom da kıçım da çok büyük. Üstelik seni özledim. Gilim Şebboyum demek.” 

“Beklettiğimiz için özür dileriz.”

“Tamam, -sev iyelik eki yok. Sekizinci Gün’de bir ağaca dokunursan ağaç olursun, diyordu. Ben de gidip bir ağaca dokundum. Biliyorum koca egomu da kıçımı da sığdıracak bir yerin yok. Yüzümü ağacın gövdesine yasladım. Çok güzel bir yüzün vardı, hatırlıyorum. Çok güzel gözlerin vardı sonra, hatırlıyorum. Ama seni hatırlamıyorum. Görürsem tanıyamayacağım. Seni tanımamaktan korkuyorum gilim. Mavi ladin kabuğu gibiydin, göremiyordum ki dokunayım.” 

“Aradığınız dahili şu anda meşgul;
Mesaj bırakmak için 1'i,
Başka bir dahiliyi tuşlamak için 2'yi,
Santral'e bağlanmak için lütfen 0'ı tuşlayınız.”

“Bahçeye palamut ağacı diksem sincaplar gelir mi sence? Moonlight Serenade çalıyordu. Kilimanjaro’da kar yağıyordu. Sonra başını tam 34 derece sağa eğerek bana bakıyordun. Burnumun gözüne kaçmaması için 47 ölçmen gerekliliğini fark edemediğinden ben seni Gregory Peck’in Ava Gardner’ı öptüğü gibi öpmek zorunda kaldım. Kadınlar hesaplarlar bunu, benim işim değil. Ben seni hiç öptüm mü sahi? Mektup yazmıştım ama göndermedim. Sonra iğnelerini ağzımdan sökmek zorunda kaldım.”  

“Aradığınız dahili şu anda meşgul;
Mesaj bırakmak için 1'i,
Başka bir dahiliyi tuşlamak için 2'yi,
Santral'e bağlanmak için lütfen 0'ı tuşlayınız.”

“Çam ağacı dikicem. O filmde değildi. Ama birinde insanlar acılar hakkında kolay yazar. Acılar bireyseldir, oysa mutluluk hakkında ne yazılabilir, diyorlardı. Biz bu filmi seninle mi izledik? Sana yine mektup yazsam olur mu? Ama belki yine göndermem. Çünkü kendi kanım beni tutuyor.”

“Merhaba, ben Sevil… Nasıl yardımcı olabilirim”

"…"

“Alo?”
 
“Sevişelim mi Sevil gilim?”

“İyi akşamlar. Bizi aradığınız için teşekkür ederiz.”

"Nasılsın? Nasıl gidiyor? Fransızlar C'est la vie, der. Hayat işte!

“…  müşteri hizmetlerine hoş geldiniz. For English press 9. Dâhili numarayı biliyorsanız tuşlayınız. Bilmiyorsanız santrale bağlanmak için lütfen bekleyiniz.”

Not: Bu hikayenin bu ülkedeki herhangi bir kişi,  kurum ya da kuruluşla, hiçbir ilişkisi vardır ama diyalog kurmacadır. 

0 Yorum: