1 Ağustos 2011 Pazartesi

Basma



Bu hafta sonunun kayda değer filmi “Wilbur Wants to Kill Himself” tir. Bir önceki hafta sonunun kayda değer filmi ise “Grbavica” idi. Cumartesi kadar sevilmemiş bir zamanların isimleri de Temmuz ve Ağustos’a aitti. Bir Temmuzda doğdum, her Ağustosta büyüdüm. En çok Ağustosları hatırlarım, çok sıcak olur. Çokluk yazacak bir şeyim yoktur. Bazı adamlar bazı kadınları sadece sarhoş olduklarında ararlar. Adamların kendilerinin sarhoş olduklarında bazı kadınları aramalarını bir türlü anlatım bozukluğu yapılmamış bir cümleye sığdıramadım. Anlatım bozukluğu yapmamın sebebinin kafamın içine yapışmış başka bir şeyle mutlaka bir ilgisi vardır. Çünkü ben bütün anlatım bozukluklarını kasıtlı yaparım. Her neyse… Sonra o kadınların bir tür delikli duvar olması var. O kadınların fısıltıyla kanırtılmak için olması var. Bazı kadınlar bu yüzden var.  Bazı kadınların duvarlarında oğul otları var. Bazı kadınların çok güzel de saçları var. Pişmaniye gibi… Birbirine hiç benzemeyen iki adamın el yazısını gördüm. El yazılarının birbirlerine benzemesinin onları birbirlerine benzetmeyeceğini anlatmaya çalıştım. İnsanların birbirlerine şu veya bu açıdan benzemekten hoşnut olup olmayacaklarının üzerinde durulması gerek. El yazılarına bakmak güzeldir. İnci gibi dizilimli el yazılarına bakmaktan imtina etmek lazım… Sahiplerinden kaçmak da... Bazı yanakların kızarmadan dallarından koparılması var. Sonra kızarmayı unutabilirler. “Senin söylemediğin bir şey var,” cümlesini “Her şeyi söyleme,”cümlesiyle aynı yerde defalarca duymak tezadının etkileyici bir tarafı yok. Çünkü hiçbir şey söylememekle her şeyi söylemek arasında etki anlamında hiçbir fark yok. Sonra bir zamanın şair babaları eskiden titremiş harflerini kızlarına göstermekten utanabilirler. O babalar gidebilirler de… Parasetamol içerikli ilaçların kafein ihtiva etmesine karşın baş ağrısı çekenlerin kurtarıcı olması başka, çok kafeinin baş ağrısı demek olması başka. Bazı insanların göründükleri gibi olmadıklarının farkında olmamaya çalışmaları zahmetli bir çaba… Sonra “bazı insanlar” demek hoş bir şey değil. Bazı kadınların çok güzel saçları var demiş miydim? Tam sayılarda kalmamış rakamların canımı sıkması bir yana bir gün lazım olur diye müsveddelik kâğıt biriktirmek kâğıtlara külliyen hakaret.  Her gün ülkenin nereye gittiğini düşünmekle, kendinin nereye gideceğini düşünmek paralel bir yamuk gibi… Cripple and The Starfish çok hüzünlü bir şarkı. Her şey ne garip, diye düşünmek monotondan boğulmuşların işi. Birilerinin öleceğini düşünmek, ölmenin kendisinden daha korkunç… Öldüm biliyorum. Önyargıdan ölmek var… Unutmamayı ölesiye istemek büsbütün unutmanın en iyi yolu… Susmalıyım bunu. Beni şunu dinlerken kuru temizleyin. 
--
Öpüşen Guramilerle ilgili bir film yapsalar
Onu da mutlaka hatırlardım.
İnsan içinde çevrilen bir çıkrığın sesini unutur mu?
Hem sonra ben hatırlamaya alışkınım
Bir "eşya toplayıcısıyım" bayım.
--                                             

0 Yorum: