9 Aralık 2012 Pazar

Limon'la İmtihan



Bazı insanlar kendilerini severken öldürürler. 

Geçtiğimiz çarşamba günü katıldığım bir panelin kahve arasının yapıldığı terasta limon ağaçları gördüm. Beni tanıyanlar limonlara olan tutkumun bağımlılık yapıcı maddelere meyletmekten hallice olduğunu bilirler. Hele ki o limon kalın kabuklu ve iriceyse... 

Hayran hevesli ağaçlara bakarken dallarında tek bir Limon taşıyan kurumlu bir ağaçla göz göze geldim. O Limon tek başına, en heybetli, en sarı… O kocaman Limon nasıl güzel, ne alımlı bir Limon…

Yüzlerce kişinin arasında etrafı kolaçan edip, siper alarak Limon’u araklayıp çantama atmayı başardım. Panelin sonuna kadar aklım başımda oturmadı; kalktı kalktı Limon’a gitti. Panel çıkışı yolculuk eve değil de başka bir şehre olunca malum kavuşma için epeyce geç bir saate kadar beklemem gerekti. Utanmasa yarım kilo edecek cüssesini ağırlıktan yırtılan çantamda oraya buraya gezdirmek de canıma yetti. 

En sevdiğim gibi kalın kabuklu, bol sulu, o kocaman limon…

Bu hikâyenin kıssadan hissesinin insanların kendilerini severken öldürmeleriyle bir alakası yoktur. 

Açık bir havada pırıltılar saçmak yerine kör projeksiyon ışığı misyonu üstlenen kişinin cinayete azmettiriciliği ona bakanı kör etmesiyle doğrudan ilişkilidir. Muhteşem ışıltılarını fark etmedikleri için diğerlerini suçlamakta bahis görmezler üstelik. Kör ışıkta kör olanın cezai ehliyeti sorulmaz ama sorarlar. 

Limon hikâyesine gelince:

Limon'un tadı bir acı çıktı ki... Sorma gitsin.

Bu güfte ve limoni renkli klibi benden Limon için geliyor...Fotoğraftaki benim, tamam... Peki klibin 2:33'üncü dakikasındaki beni tanıyabilecek misin?

2 Yorum:

piktobet dedi ki...

bir kedi gördüm sanki:)

İrem Nas dedi ki...

Sorma, sorma... Sylvester geçse umrumda olmazmış. Keşke olsaymış. :)