20 Mart 2013 Çarşamba

Orta Dünyalılar Geri Dönüyor




Ünlü İngiliz Edebiyatı profesörü John Ronald Reuel Tolkien’in muazzam eseri “Yüzüklerin Efendisi” üçlemesinin ön hikâyesi olarak bilinen “Hobbit” yine bir sinema üçlemesinin ilkiyle karşımızda.

Yeni Zelandalı yönetmen Peter Jackson’un bol ödüllü sinema uyarlamalarıyla vücut bulan fantastik romanların piri “Yüzüklerin Efendisi” kısa zamanda kült bir sinema efsanesine dönüştü. Peter Jackson, ona hayatının dönüm noktasını yaşatan ve hayranı olduğu bu eserin doğum sancılarının izlekleriyle dolu “Hobbit”i de sinema filmine uyarladı. Aralık ayının ikinci haftasında gösterime girmesi planlanan film henüz vizyona girmeden bütün hayranlarını heyecanlandırdı.

Peter Jackson’a Yüzüklerin Efendi’sini çekerken, üçlemenin başlangıcı sayılan Hobbit’i uyarlamamasının nedenini sorduklarında Jackson; Hobbit’in basit bir öykü olduğunu, Yüzüklerin Efendisi’nin ise adaptasyonunun zorluğuna rağmen daha tatmin edici bir nitelik taşıdığını bildirmişti. Ancak beklenmedik bir kararla daha basit bir hikâye olarak nitelendirdiği, tek kitaplık Hobbit’i bir üçleme halinde beyazperdeye sunmaya karar verdi. Birçok finansal sıkıntı, şirket ve telif politikaları yüzünden uyarlamadan uzak duran Jackson, Yüzüklerin Efendisi üçlemesinin tamamlanmasından iki yıl sonra, 2007 yılında Hobbit ile ilgilenmediğini çünkü hikâyeyi Yüzüklerin Efendisi kadar iyi bulmadığını tekrar belirtti. Böylece proje Tolkien’in başka bir hayranına, Meksikalı yönetmen Guillermo del Toro’ya teslim edildi. Toro’nun senarist grevleri ve ekonomik nedenlerle projeden vazgeçtiğini duyurması üzerine Jackson beklenmeyen bir hamle yaparak projeyi geri aldı. Toro, uyarlamadan vazgeçse de ismi Peter Jackson’un eşi Fran Walsh’la birlikte Hobbit’in senaryosunda yerini aldı.

Proje’nin Jackson’a geçmesi sadece eserlerin hayranlarını değil, Yüzüklerin Efendisi’nin sinema filminde rol alan oyuncuları da çok heyecanlandırdı. Oyuncuların hemen hepsi Hobbit’te de yer almak için çok istekli davrandılar. Rivayete göre aralarında ücret talep etmeyenler bile oldu. Hatta Yüzüklerin Efendisi’nde “Elf” ırkından Legolas isimli karakteri canlandıran Orlando Bloom’un filmde yer almak için ısrar etmesi üzerine, Legolas için Hobbit’te yeni bir rol yazıldı. Jackson üçlemenin eski kadrosuna yeni eklenenler dışında müdahale etmemeye özen gösterdi.

Yüzüklerin Efendisi’nin 8 yılı bulan hazırlıkları ve çekimi sırasında Yeni Zelanda’da kurulan stüdyolar binlerce Yeni Zelandalıya iş istihdamı sağlamış, ülkedeki sinema sektöründe ve turizmde patlamaya yol açmıştı. Ancak Jackson bu defa çekimlerin büyük kısmını İngiltere’deki Pinewood stüdyolarında yapmayı tercih etti. Yeni Zelanda Başbakanı John Key, Hobbit’in çekimlerinin İngiltere’ye kaydırılmasını ülkesi için bir trajedi olarak nitelendirip, Jackson ve sendika arasında arabuluculuk yapmaya niyet etiyse de, yönetmen 266 gün süren çekimlerin çoğunu İngiltere’de gerçekleştirdi.

Yüzüklerin Efendisi’nin Âdem ve Havva’dan çok daha öncesini anlatan meşhur “Orta Dünya” hikâyesi kitleleri peşinden sürüklerken kült bir hikâye olmayı layıkıyla başardı. Peki, onu bir külte dönüştüren neydi? Tolkien’in destansı hayal gücü, kaynağını nereden alıyordu?

Tolkien’in eserlerini hem I. hem de II. Dünya Savaşı’nda yer almış bir askerken yazması nedeniyle savaş sahnelerini iyi kullandığı, Hıristiyanlık dininin öğelerini çok iyi bildiği gibi iddialar geçerliliğini koruyor olsa da en önemlisi Tolkien’in bir edebiyat profesörü olmasıydı. Profesör, mesleği dolayısıyla Avrupa destanlarına, mitlerine ve efsanelerine oldukça hâkimdi. Bu yüzden deha şöleni eserinin kaynaklarını en çok bu destanlar oluşturdu.

Hobbit ise rivayete göre Tolkien’in çocuklarına ünlü İngiliz destanı Beowulf’u anlatabilmek için kurguladığı bir çocuk hikâyesiydi. Tolkien bile öngörülemez bir başarıya ulaşan Hobbit’in henüz destan üçlemenin doğum sancılarını taşıdığını bilmiyordu. Geatler’li cesur asker Beowulf’un, Grendel isimli bir canavarla mücadelesini anlatan anonim destan yıllar boyunca birçok edebiyat eseri ve sinema filmine esin kaynağı olduysa da hiç biri Tolkien’in Hobbit’i ve Orta Dünya uyarlamaları kadar yankı uyandırmadı.

Hobbitlerin yemek ve eğlence kültürü, Elflerin ölümsüzlükleri, değerli taşlara, takılara ve silahlara yüklenen güç simgeleri, kadına verilen değer, savaş borularının önemi, Orta Dünyalıların yapay dilleri, ağaçlara ve bitkilere yüklenen insani güçler gibi birçok imge şüphesiz dünya destanlarından özellikler taşıyor. Bunlara Yunan Mitolojisi’nin ve dini kitapların etkisini de eklemek olası. Elbette ki bunları harmanlamak da Tolkien’in muazzam dehasının işi…

Orta Dünya sakinlerinde Türk kültüründen izler bulmak da mümkün. Yüzüklerin Efendisi’ni Metis Yayınları’ndan çıkan baskısıyla dilimize kazandıran Çiğdem Erkal İpek, Elf ırkının kullandığı kurmaca Rün alfabesinin Orhun yazıtlarında kullanılan Göktürk Alfabesi’yle birebir özellikler taşıdığını belirtmiş, çeviri sırasında Divanü Lügati't-Türk’ten faydalandığını söylemişti. Çevirmen, Tatar ve Kazak Türklerinin kullandığı kelimelerin bazılarının eserde yer almasının dikkatini çektiğini, vurgulamıştı. İpek’e göre Tolkien’in Türk destanlarına da aşina olduğu gözlenebilir.

Dünyanın öncesindeki dünyayı hayal edenler için Yüzüklerin Efendisi bulunmaz bir düş nimeti. Hobbit’in sinema uyarlaması da bu kusursuz destanın doğumunu görmek isteyenler için yeni bir pencere sunuyor. Peter Jackson’un Yüzüklerin Efendisi’yle kendini kanıtlayan görsel dehası, seyircisine mükellef bir seyirlik şöleninin garantisini veriyor. Bize de dokuz yıl aradan sonra yeniden merakla Orta Dünya’nın kapılarını aralamak düşüyor. 

2 Yorum:

memento mori dedi ki...

geçenlerde yüzüklerin efendisi tekrar elime aldığımda tolkien'in zekasına bir kez daha hayran kaldım
hobbit ise tamamen ayrı bir efsane
ve jackson'ın kitabı filme uyarlama kabiliyeti
ben beğendim

İrem Nas dedi ki...

Jackson'u bu anlamda ben de çok beğeniyorum. Başarısının arkasında mutlaka ki Tolkien hayranı olması var.