11 Eylül 2015 Cuma

Savaş ve Barış

Şimdi sana “savaş” diyince aklına gelenleri say desem bana onlarca somut örnek verirsin, ama “barış” dersem; bırak onlarca örnek bulmayı, söyleyeceklerin birkaç soyut kelimeyle sınırlı kalır. Gelişmemiş zihinler soyut kavramların çoğunu somut karşılıkları olmadan içselleştiremezler. Bu yüzden barış içinde yaşarken, “barış içinde olmayı” anlayamazlar. Ama savaş içinde olmak öyle değildir. Savaşın her zaman somut bir karşılığı vardır. Barışın ne olduğunu anlamaları da ancak “savaşın somut örnekleri” içindeyken mümkün olur. O da sadece sınırlı bir şekilde, sadece soyut bir şeyin somut karşılığı olarak…

Birine, “barış” dendiğinde aklına gelen ilk kelimeyi söyle, de örneğin. Şüphesiz sana “özgürlük” diye, karşılık verecektir.  Peki ya “özgürlük” denince aklına ilk gelen şey? “Kuş…” Evet, kuş… Tastamam, dört başı mamur, somut bir örnek…

İşte bu kadar…


Sahne: (Savrseni Krug (1997) Ademir Kenovic – Almetin Leleda as Adis, Almir Prodgorica as Kerim, Sultana Omerbegovic as Ivana)

Haftalık Burcum


 “Bir insanın kafasında doğan dâhice veya her yeni düşüncede, hatta ciddi her düşüncede, onu anlatmak için ciltlerce kitap yazsa, otuz beş yıl sözlü olarak anlatmaya çalışsa yine de kafasından bir türlü dışarı çıkmayan, ömür boyu içinde kalacak, başkalarına anlatamayacağı bir şeyler her zaman vardır. Böylece belki de en önemli düşüncelerini, düşüncelerinin o bölümlerini, hiç kimseye tam olarak anlatamadan ölür.”  
(Fyodor Mihayloviç Dostoyevski)