23 Aralık 2017 Cumartesi

Paul Éluard / Ne Plus Partager



ARTIK PAYLAŞMA

Deliliğin akşamında, çıplak ve aydınlık,
Boşluk sözcüklerimin biçimlerinin şeyleri arasında,
Sözcüklerin bilinmeyen biçimleri,
Bir serseri, boğazındaki kayışı gevşeten
Ve akisleri alan kementten.

Ağaçların ve çitlerin arasında,
Duvarların ve çenelerin arasında,
Şu büyük kuşun titremeleri arasında
Ve beni hüzne boğan tepenin,
Boşluk bakışlarımın biçimini taşıyor.

Gözlerim faydasız,
Tozun saltanatı bitti,
Yolların saçları, mantosunun katları vardır,
O kaçmaz, ben kımıldamam,
Kesildi tüm köprüler, gökyüzü bir daha geçmeyecek,
Bir daha göremem.
Dünya, bütün savaşların zirvesindeki
Evrenime kayıtsız.
Kan mevsiminin rengi beynimde solduğu zaman,
Bu insanın gününün aydınlığını fark edebilirim,
Benim olanı,
Özgürlüğün sersemliğini fark edebilirim,
Sarhoşluğun ölümünü,
Düşün uykusunu,

Ah benim kendi yansımalarım! Benim kanlı yansımalarım!

Çev: İrem Nas

13 Eylül 2017 Çarşamba

Türkiye’de CV Hazırlama



İş görüşmeleri ve özgeçmiş hazırlama gibi konularla alakalı pek çok yazı okudum, pek çok özgeçmiş ve önyazı hazırladım ve iş görüşmesinde bulundum.  

Günümüz çağında iş başvuruları için özgeçmişlerin ilk iletim yeri haliyle internet ortamı oluyor. CV hazırlama konusunda bilgi veren pek çok yazıya ulaşmanız mümkün. Ancak benim izlenimim bu konuda yazılmış yazıların çok kurumsal ve Avrupai bir format üstünden gidildiği yönünde oldu. Zaten okuduklarımın pek çoğu yabancı makalelerden çevrilmeydi ve Türkiye ortalaması gerçeklerine pek uymuyordu.

Bu yüzden blogun formatına pek uymasa da bana danışan arkadaşlarım için bir şeyler yazmaya karar verdim. Bu yazdıklarımı özellikle gerçekten kurumsal dinamikleri yerine getiren kuruluşlardan ziyade ortalama özel sektör başvuruları için dikkate alırsanız daha anlamlı olacaktır. Bazı kurumları ve işverenleri tenzih ederek ve umarım faydası olur diye düşünerek başlıyorum.

Türkiye’de iş bulma süreçleri genellikle bir tanıdık veya yakın (torpil) aracılığıyla başlar. Bu, özgeçmişiniz işverenden önce mevzudan ve sizin potansiyelinizden bihaber birinin elinde olacak demektir. Bu kişilerin yüzde doksanı özgeçmişinizi şöyle bir göz gezdirmek dışında okumazlar. Sizin kendi hakkınızda anlattıklarınız, sizin hakkınızda anlatılanlar ve göz gezdirme neticesinde edindikleri imajı harmanlayarak ortaya büyük olasılıkla çok abartılı, sizin hakkınızdaki gerçekliği tam olarak yansıtmayan bir ön bilgi iletirler. Aracı olacak kişiyi tanımıyorsanız dahi çekingen olmayın ve mutlaka bir ön görüşme yapmaya çalışın. Tam olarak neyi yapıp yapamayacağınızı basit bir dille belirtin. Görüşmeye çağrılırsanız eğer, sizin için böyle dediler, sürprizleriyle karşılaşmayın. Özgeçmişiniz, hiç tanımadığınız halde aracı olacak kişinin yeğeni, aile dostunun çocuğu olmanız gibi sıfatlarla iletilmiş olabileceğinden, fahri amcanız, ablanız vs. hakkında samimi görünebilecek bilgiler edinin, not alın, yaratıcılığınızı kullanarak sizi zor durumda bırakmayacak samimiyetler uydurun. Özgeçmişinizden önce bu kişiyle tanışıklığınız önünüze gelecektir.

Özgeçmişinizi onu hiç okumayacak, sadece göz gezdirecek, iş konumuyla ve sizin potansiyellerinizle hiç alakası olmayan bir kişinin bile anlayacağı bir dille, soru işareti bırakmayacak şekilde hazırlamaya özen gösterin. Bizde özgeçmişler aracılar tarafından hiyerarşiye uğratılmaz. Direk işverene yahut işverenden daha yetkin konumdaki kişiye iletilir. Özgeçmişinizi çoklukla insan kaynaklarından önce aracılar ve bu kişiler görür. (Tabi bakma gereği duyarlarsa.) Genellikle işverenlerin finansal mevzular, tanışıklık, hemşehrilik gibi mevzular dışında ilgilendikleri pek bir konu olmaz ve sizinle görüşme işini bu konuda bilgi sahibi olduğunu düşündükleri kişilere veya bölümlere iletirler. Olur da özgeçmişinize bakacak olurlarsa, bu da neymiş, diye düşünecekleri sorular sormalarına yol açacak ifadeler kullanmayın zira  bilmeyebiliyorlar. Örneğin “MBA” yerine “Yüksek Lisans” yazın. Erasmus, yazıp geçmeyin. Erasmus’un bir öğrenci değişim programı olduğunu belirtin.

Çalıştığınız yerlerin, eğitim aldığınız kurumların tam isimleri, tarih bilgisi ve yerinin tam olması önemlidir. Eğitim bilginize A Üniversitesi yazıp geçmekle, A Üniversitesi - B Fakültesi - C Bölümü yazmak arasında büyük fark vardır. Bu sizin detaycı ve dikkatli biri olduğunuzu gösterir. Özgeçmişinizin yeterince dolu gözükmediğini düşünüyorsanız bu mevzuları detaylandırmak, varsa tez çalışmanız, konusu, danışmanınız, daha önce çalıştığınız iş yerlerindeki görev tanımlarınız gibi konuları belirtmek özgeçmişinizin daha dolu görünmesini sağlar. Kalabalık bir CV’de bu gibi tanım detaylarına girmek pek iyi değildir. Dolu ama uzun olmayan özgeçmiş makbuldür, bunu unutmayın.

CV’de görünen isimlerin unvanları, detaylarıyla belirtilmiş okul isimleri gibi, sizin mesleki becerilerinizle alakası olmayan belirteçler bile sizin adınıza daha ciddi bir imaj bırakır. Referanslarınızın iş pozisyonlarını, varsa akademik ünvanlarını, hatta üniversitedeki şu proje yöneticisi, bu başkanı gibi unvanlarını bile belirtin.  İş görüşmesi yaptığınız kişilerin bu kişilerle tanışık çıkması ihtimali olabilir. Ya da görece "havalı" ünvanı bulunan birinden eğitim almanız-tanışıklığınız "havalı" bir izlenim yaratabilir. Doğum tarihinizin tam olması ve doğum yeriniz bile hemşehrilik ve burç ekolünden imaj edindirir. O isimler, aa sen şunu tanıyor musun, o dönemde şu arkadaşım vardı, benim de halam Adana’da, burcu başkasa kesin titizdir, ben de yengeçim ya,  gibi hiç profesyonel olmayan fikirlerle, bir şekilde işe yaraması muhtemel faydalarda bulunabilir.

Özgeçmişinizi online ortamda iletecekseniz eğer, dosya ekini “İsminiz-Özgeçmiş” şeklinde yazın ve “pdf” formatında gönderin. Kalabalık karşıdan yüklemeler kutusunda, karmakarışık bir masaüstünde ne olduğu belirsiz bir CV dosyası olarak kalıp silinme, o an için bulunamayıp ertelenme olasılığınız yüksektir. Ayrıca isimli bir dosyadaki isim akılda kalır. Mail konularına ise asla sadece “CV” veya “Özgeçmiş” yazıp göndermeyin. Çok büyük olasılıkla özgeçmişinizi gönderdiğiniz kişiye konusu Özgeçmiş-CV olan yüzlerce mail gidiyordur. Arada kaybolursunuz. Eğer aracı varsa konuya “şu kişi aracılığıyla” yazın veya yine isminizin büyük harflerle olduğu bir konu başlığıyla gönderin. Özgeçmiş maillerini mesai bitimi saatlerinde ve hafta sonu göndermemeye özen gösterin. Hafta sonu biriken mailler arasında mailiniz aşağı sıralarda kalır, mesai bitiminde ise ertesi güne atılma, yine yığılan mailler neticesinde aşağılarda kalma olasılığınız yüksektir. O yüzden özgeçmiş maillerini mesainin ilk saatlerinde göndermeye dikkat edin. Online iş bulma sitelerine ise dosya eki olarak mutlaka “pdf” formatındaki özgeçmişinizi de ekleyin. Online başvuru yapmakla kalmayın, başvurduğunuz kurumun insan kaynakları mailini yahut iletişim mailini bulabiliyorsanız özgeçmişinizi uzun olmayan ancak iyi bir önyazıyla oraya da gönderin.

Eğer kalabalık bir özgeçmişiniz varsa her kuruma aynı özgeçmişi göndermemeniz iyi olacaktır. Kurumun dinamiklerine, siyasi duruşuna göre ya da onları alakadar etmeyeceğinizi düşündüğünüz konulara göre özgeçmişinizin yeniden düzenlenmesinde fayda vardır. Bu anlamda portföyünüz genişse her kuruma aynı özgeçmişi göndermeyin. Başvuru yapacağınız kurumu tanımaya çalışın. Kısa ve öz, niyetinizi açıkça ifade eden ve özgeçmişinizde yer almadığı halde kurumla ilgili olabileceğini düşündüğünüz bilgileri ekleyerek bir ön yazı mutlaka yazın. Kurumun dinamiklerini araştırın ve her kuruma -haliyle- aynı ön yazıyla başvurmayın. Hem klasik, hem de yeni nesil bir özgeçmişiniz bulunsun. Hala pek çok kişinin “yeni nesil”  diye tabir edilen özgeçmişlerden haberi olmadığını görüyorum. Google’dan yeni nesil özgeçmiş formatını araştırabilirsiniz. Görsel anlamda gösterişlidir ve günümüz şartlarına çok daha uygundur. Bazı kurumlar bu gibi yenilikleri takip etmenizi çok önemserler. Yine de kurum dinamiklerine göre yeni nesil bir özgeçmiş mi klasik bir özgeçmiş mi daha iyi olur konusunda kararı size bırakıyorum.

İşe alınma meselesi Türkiye’de sizin dinamikleriniz ve potansiyelleriniz dışında çokça şansa bağlıdır. Görüşme yaptığınız kişinin, ya da özgeçmişinizi online ortamda gören ilk kişinin ruh hali, malum torpil tarif edilen aracılar gibi dinamikler genellikle potansiyelinizin önündedir.

O yüzden sonuç ne olursa olsun moralinizi bozmayın, şans faktörünü her daim göz önünde bulundurun.  Bu yazdıklarımın şahsi deneyimlerimin ve gördüklerimin “çoğunluğu” üstüne bir genelleme olduğunu, hafif bir üslup benimsemeye çalıştığımı ve büyük kısmını etik olarak onaylamadığımı da bilmenizi isterim.


Herkese iyi şanslar dilerim, 

23 Ağustos 2017 Çarşamba

Kıymalı


Sana bunları renklerin kokulu, yemeklerin hararetli,
İnsanların parlak olduğu bir köy mutfağından pişiyorum.
Sorsana; ben dün akşam ne yediğimi biliyor muyum?
Sorusunun hatırlanmayan cevabı bundan böyle ne yazarsam;
Şiire benzemiyor çok istesem de artık kustuklarım.
Demlenmemiş pilav kadar lapayım.
Elleri kınalı bir yeni gelinin sofrasına konma kaygısını,
Gönülden taşıyorum.
Gönülden yaşıyorum yenememiş her lokmanın
Kalpleri sıkıştıran hazımsızlığını…
Gözlerim yiyebilen uzuvlarım olmadı.
Hiç kaşığım da olmadı senin için verilmiş.
Çörekotu her derde devadır dedi o lokman.
Çok severim çörekotlu şeyleri.
Sen de çörekotlu bir anımsın.

Herkes kadar yenmeliyiz şu veya bu sofrada. 
Bir süpermarket reyonunda satılığa çıkardım sonunda,
İki kere çekilmiş, yavan,
Metropol danası kıymasından imal gönlümü,
Dili çoktan kırılmış bir düdüklü tencerede kavruldum,
Harlı ateşten tuttum dibine sevmeyi…
Bir bir soğanları ağladım gururumdan.
Hani yürekler yufkadandı masallarda?
Ne böreğe yakıştım, ne içli köfteye...

Bu mutfağın kilerinde öğrendim,
Yüreklerin değil, onlara giden yolların
Yufkadan olduğunu.
Hemen bayatlamasın diye kurutulmuş her biri.
Geçersek kırılır, kırılırsa geçilmez.
Neden bu kadar acı biber salçalı bu kısır döngü?

Çıkar beni bu dilsiz ve dipsiz tencerelerden,
Boş bir yoğurt kabının kendiliğine çok yakışırım.
İçimi ekmek doğra, bulut sık biraz daha.
Şu sokak kedisinin karnını doyurayım.

1 Ağustos 2017 Salı

Avcı / Ergin Günçe


Kalbim, bu sessiz sonbaharda 
Bugünkü atlaslara inanma sakın 
Düz bir tepsidir dünya 
Yolun sonuna ulaştın artık 
Güzel bir durum kıyısındasın.


Bir kırmızı fenersin bir hayli dokunaklı 
Uzayan kar tipisi altında 
Kalbim, dağların kaybolmuş senin 
Kurtlar falan inmiştir bembeyaz ovalara 
Bir ağlayışı sustuğun belli 
Şarkılarını söylerken


Kalbim, göller bölgesindesin 
Ne olur gölgeli yollardan yürü 
Başında bir şapka güneşten sakın 
Gözlerinden okuyorum acını 
Bir aile yangınında testilerin kırılmış 
Kavrulmuş gitmiş sanki çocukların


Kalbim benden hatırlısın bilgeler arasında 
Avcısın, çünkü bir orman içindesin 
Sulardan içiyorsun, meyvelerden yiyorsun 
Tırmanmak istiyorsun bir tepe daha 
Güleçsin nedense bir çocuk gibi 
Köpeğine gençliğini anlatıyorsun


Güneş bir portakal çığlığıyla battı 
Tutukluk yapıyor kırma tüfeğin 
Derme çatma kulübenden uzaksın 
Kalbim bir telgraf çek kendi kendine 
Seni bekliyor son yolculuğun 
Tenha bir istasyonda


İlk karakola teslim ol ya da 
Köpeği bir dostuna emanet bırak 
Ormanda bir köşeye göm fişeklerini 
Anıları bir müzeye gönder istersen 
Bunca yıl yaşadın yakalanmadın 
Güzel suçlar işledin bir tarih oldun artık 
Eğer bana sorulacak olursa.


Her hüznü her sevgiyi ayakta alkışladın 
Gül kökünden bir pipo 
Bir yasemin ağızlık 
Yadigar kalsın bezirganbaşı 
Tüm avcılara yadigâr kalsın.