İnsan arkadaş seçerken din, ırk ve siyasi görüş ayırımı yapmamalı diye düşünüyorum. Dindarı da, ateisti de, Kürt milliyetçisi de, ermeni soy kırımını kabul eden de, sağcısı da, solcusu da benim arkadaşım olmuştur, olur. Benim arkadaşlık kriterlerim sadece insan olmanın gereklilikleriyle ilgilidir. Ama bu arkadaşlarımın yaptıklarını ya da düşündüklerini savunduğum anlamına gelmez. Onları anlamaya çalışmam, bütünüyle anladığım anlamına da gelmez. Sadece saygı duyuyorum. Böylece insan olmanın gerekliliklerine saygısızlık etmiyor, arkadaşlığıma ve dostluğuma karıştırmadıklarımla kendime saygımı da kaybetmiyorum.
Neyse, bunun çok da umurunda olduğunu sanmıyorum. Zira senin her türlü kriterin soyut anlamlar içermekten çok uzakta. Özellikle şu son günlerde...
Demokratik açılım kisvesi altında yaptığın büyük saygısızlığı birçokları gibi benim de içim kaldırmadı.
Üzerlerinden asla silemeyecekleri “terörist” yaftasına rağmen geçmişlerini artlarında bırakmayı deneme fikrini kabul eden insanlara tercihlerinden dolayı saygı duyuyorum. Dolayısıyla bu ortamı onlara sağladığın için sana da teşekkür etmem gerekiyor.
Ama milletleri için can veren çocuklarını öldürenlerin alkışlarla karşılandığını görerek üzülen ve ülkelerinin bayraklarıyla meclis kapısına koşan şehit ailelerine ve gazilere yaptığın saygısızlığı ise kınıyorum.
Kaş yapayım derken göz çıkartıyorsun galiba. Kaşı yapman için verilenler seni tatmin etmedi belki, ya da çokluğundan fazla heyecanlandın bilemiyorum. Bu yüzden bu kadar dikkatsizsin.
Peki, şehit ailelerinin ve gazilerin böyle bir tavrı anlamaları mümkün mü sence? Artık öldürmekten vazgeçmeleri onların terörist yaftalarını bu insanların gözünden silebilir mi? Bu kimin yarasını kapatır, kimin kaybını geri getirir? Ya da kimi gururlandırır, devleti için can veren evladı adına?
Geçmişleri karanlıkla dolu bu insanları kazandırmaya çalıştığın toplumu, şehit ailelerini ülkelerinin bayraklarıyla, ülkelerinin meclisine almayarak kışkırtmanın anlamı nedir?
Bayrağının içerdiği anlamlarla yüzleşmekten kaçtın, utandın. Şehit ailelerinin yaralarına tuz bastın. Böyle yaparak onlara ne verdin?
Şamatalı karşılama merasimleriyle sessizlik içinde yapılması gereken vicdani hesaplaşmaya ortam yaratmamanın anlamı nedir?
Onları dağdan aşağı indirdin, ama eğlenceli karşılamalarla düşünmelerine, sindirmelerine fırsat bile vermedin. Düşünmeye gerek olmadığını onlara gösterdin. Böyle yaparak onlara ne verdin?
Milletinin ve askerinin kanayan yarasına göstermediğin saygı, o yaranın en büyük gediğine, şehidine atana, bayrağına göstermediğin saygı, bölücü vatandaşına aldığı kararla yapacağı vicdani hesaplaşmanın gerektirdiği sessizliği sağlamayarak göstermediğin saygıyla ne vatandaşın bana, ne teröristine ne de şehidine yarandın.
Bir gün bir oğlum olursa askere göndermeyeceğim dediğim için beni yargılamazsın umarım. Bir gün başka ülkelerde yaşamak istediğimi söylersem kararıma saygı duyarsın. Canın sağ olsun dersin bana. Dersin, biliyorum…







