30 Ocak 2010 Cumartesi

100. Gönderide Popüler Blog Yazarı Olmanın On Altın Kuralı:

1- Kendinize bir içerik formatı belirleyin ve mümkün olduğunca onun dışına çıkmayın. Çıkmak istediğiniz zamanlarda bile söylediklerinizi mutlaka blogunuzun genel konusuna bağlayın. Örneğin yemek blogunuz var ve siz geçenlerde uğradığınız bir haksızlıktan bahsetmek istediniz. Ne yapın ne edin sıkıntı ifadenizi kakaolu kek tarifinize uydurun.

2- İmla, noktalama kuralları, öğe dizilişi gibi şeylere önem vermeyin. Zira blog okuru yazarının kolayca iletişim kurulabilen, halktan biri olmasını ister. Bu tarz kurallara uymak sizi okurunuza kalıpları olan, ulaşılamaz ve kendini beğenmiş biri gibi gösterebilir.

3- Kitap, sinema vs. tarzında sanat eserleri tanıtma girişimindeyseniz çok dikkatli olun. Edebi olmaya çalışmayın. Örneğin asla gönderinize “Cumhuriyet döneminin en önemli yazarlarından biri olan Reşat Nuri Güntekin’in ünlü eseri…” gibi bir cümleyle başlamayın. “geçenlerde çalıkuşunu okudum öğretmenlere buradan hemen bir selam çakıyorum...” vs. gibi girişleri tercih edin. Detaya girmeyin, Bildiğiniz gibi internet sitelerinde eserlerle ilgili ayrıntılı bilgi bulmak pek mümkün değil. Ödev sitesi hazırlamıyorsanız okuyucunuzu sıkmayın. Bir sinema filmini veya romanı koca bir A4 sayfasını dolduracak cümlelerle değil, kısa ve öz birkaç cümleyle tanıtın.

4- Bir olayın size hissettirdiklerinden ziyade, olayı ne şekilde yaşadığınızla ilgili kısımlardan bahsedin. Çoğu insan hissettiklerinizden ziyade yaşadıklarınızla sizi yargılamaya meyillidir. Evin içinde değil, camdan içeriyi gözetleyen kişi olmak isterler. Böylece elleri istedikleri an içeri sokup çıkarabilecekleri kadar yakınınızda olur. Bu da kendilerini “özel” hissetmelerini sağlar.

5- Genellemeler yapmayın, özele inin. “İnsanların bazen ikiyüzlü davranmaları gerekebiliyor,” yerine “A. bana her zamanki gibi yalan söyledi.” demeyi tercih edin. Açık olun ki eğlenceli olasınız. Okuyucunuz sizinle nesnel empatiler kurabilsin.

6- Blogunuzda kendinize ait fotoğrafları paylaşın. Gerekirse tırnağınızın ucu olsun ama size ait olsun. Kimse her yerde gördüğü bir resmi kişisel bir blog sayfasında görmeye meraklı değil.

7- Gönderilerinize yorum yapan okurlarınıza cevap verin. Hoşlanmadığınız bir şey yazarlarsa klavye dalaşına girin. Ama taraf alabileceğiniz cümleler kurun, ya da fazlaca altta kalın ki okurunuz sizinle tekrar maça çıkmak için istekli olsun.

8- Gündemi takip edin. Doğruluğu genel geçer kabul edilen konularda aykırı ahkâmlar kesin. Tartışma yaratan güncel konularda ise taraflara saldırın. Hararet heyecanı, heyecan merakı getirir.

9- Blogunuza reklam almak yerine blog tanıtımları yapan sosyal platformlarda boy gösterin.

10- Yazılarınızda sıklıkla güncel bloglara bağlantı verin ya da çok okunan blog yazarlarının bloglarında sizin linklerinize yer vermelerini sağlayın. Unutmayın popüler bir blog yazarının okuduğu bir blog mutlaka ilgi çekecektir.

Not: Başkalarının hazımsızlık nedenlerine çok da kulak asmayın.Söylediğini dinleyin, dediğini yapmayın. ;)

4 Yorum:

Kara Kalem dedi ki...

:))) Harikasın İremim.
Apışıp kaldım ne diyim başka bilmiyorum. Eleştirilerinin hepsi yerinde ve doğru kardeşim. Hatta bir çoğunda kendimi yakın hissettiğim maddelere rastladım. Doğrusunu söylemek gerekirse demek işin birde bu yönü varmış. yine kendim açımdan bakarsam Tanrıya şükürki ben nano popiler bir blog yazarıyım. :))) Sana güzel bir akşam diliyorum. Sevgilerimle kardeşim.

Ahmet Abin

içimden geldiği gibi ~~~ dedi ki...

Bloxoo'dan geldim sayfanıza...
İrem hanım yazdıklarınıza katılmamak mümkün değil ancak imla kuralları konusunda sizin gibi düşünmüyorum.Bazen ipin ucunu kaçıran arkadaşlar oluyor ve yaşça sizden büyük olarak ben hiçbirşey anlamıyorum.Ufak tefek tapaj hataları olabilir ama ben yinede dikkat edilmesi taraftarıyım.
Sağlıcakla kalın.

HKutay dedi ki...

temel kurallar bunlar ama kendiliğinden oluşuyor bunlar blog yazarının kafasında oluşmuyorsa zaten bırakır gider.. başarılar dilerim..

bendenbenkim dedi ki...

Öncelikle Ahmet Abi çok teşekkür ederim. Siz benim için blog yazarı olmaktan öte bir paylaşımın sahibisiniz. Ben blogunuzu bu kurallara teğet bile geçirmiyorum.

İçinizden geldiği gibi düşünme hakkı sizin tabi. Açıkçası ben sizin kadar bile kendime tevazu göstermeyeceğim çünkü yazdıklarıma hiç katılmıyorum. :) İlginiz için çok teşekkür ederim...