10 Ocak 2010 Pazar

Enchanted (Manhattan’da Sihir)

Görüleceği üzere size şimdiye kadar konu ettiklerimden çok farklı olan, eğlenceli bir filmden bahsedeceğim.

2007 ABD yapımı bir sinema filmi olan “Enchanted”, bu güne kadar yaptığı aile filmleri ve animasyonlarla vasat işler çıkarmış Amerikalı yönetmen Kevin Lima’ya ait. Walt Disney Pictures’un yapımcılığında hazırlanan film bahse değer haliyle ortalamanın çok üstünde ve kuşkusuz yönetmenin miladını yaşadığı bir çalışma olmuş.

Pixar’ın başarılı 3D animasyonlarından sonra Walt Disney’in 2D animasyonları eskisi kadar ilgi görmese de bu türün müdavimleri arasında hala ilgi görüyor. Ben de kendi adıma modern 3D’leri ne kadar çok sevsem de 2D’lerin nostaljik havasını çoğu zaman tercih ediyorum. Filmimiz de açılışını ve kapanışını 2D animasyon sahneleriyle yapıyor.

Eğer daha önce bu film hakkında hiçbir şey okumadıysanız filmin hemen başında göreceğiniz klasik Walt Disney prensesi masalı, ne bundan daha iyilerini izlemeye çoktan alışmış çocuklar, ne de yetişkinler için hiç ilgi çekici olmayacaktır. Evet, klişelerle eğlenirken klişelere düşen bir hikâye izleyeceğinizin sinyallerini en baştan alacaksınız ama ben hemen vazgeçmemenizi öneririm.

Ağaç kovuğundaki evinde, envai çeşit hayvan arkadaşıyla şarkı söyleyerek hayallerinin prensini bekleyen güzel bir kız, evinin yakınlarında sevimli bir canavarı kovalarken sesini duyan sarsak bir prense âşık olur. Bir anda aşkına karşılık bulan kız “birkaç dakika içinde” prensten evlenme teklifi alır. Hemen hazırlanıp şatoya giden genç kızın bilmediği bir şey vardır. Prensin kötü kalpli bir cadı olan üvey annesi prensin hiçbir kızla evlenmesini istememektedir. Üvey anne şatoya gelen prensesi büyülü bir kuyuya iter ve bunu yaparken kafasında kızı “asla mutlu olamayacağı bir yere göndermek” vardır.

İşte hikâyemizin eğlenceli kısmı da burada başlar. Çünkü müstakbel prensesimiz kendini “kremalı pastayı andıran elbisesiyle” New York’un ortasında bir rögar kapağından çıkmaya çalışırken bulur. Artık bir çizgi film karakteri değildir. Ne olduğunu anlamayan genç kız (Amy Adams) şatosunu aramaya koyulur ancak bulduğu tek şey reklam amacıyla yapılmış bir şato maketi olur.

Eş tarafından terk edilen genç bir babayı ve boşanma avukatını canlandıran Patrick Dempsey’nin karakteri Robert Philip ve altı yaşındaki küçük kızı Morgan (Rachel Covey) evlerine dönerken prensesi fark ederler. Peri masallarına inanmayan ve kızına da okutmayan baba başına geleceklerden habersiz bir şekilde genç kızı evine alır. Bu arada kraliçenin yaveri (Timothy Spall), prens (James Marsden) ve sevimli bir sincap çoktan genç kızın peşine düşmüşlerdir. Aynı “rögar kapağından” gerçek dünyaya geçiş yapan karamanlarımızın başına gelenler ve New Yorklu baba kızın “fantastik” deneyimleri hikâyemizin, daha doğrusu masalımızın geri kalan kısmında eğlenceli bir şekilde devam ediyor.

Daha fazla anlatarak filmin tadını kaçırmayacağım. Ancak buradan bakınca çok da ilginç bir konusu olmayan filmin senaryonun gidişatında bazı sorunlar yaşasa da anlatım tarzı ve kurgusuyla çok başarılı olduğunu söyleyebilirim. Rahatlıkla zıvanadan çıkacak bir hikâye alt yapısına sahipken iyi kotarılmış espriler, diyaloglar ve görsellikle yetişkinlerin de ilgisini çekebiliyor. Film sonlara doğru başlardaki performansını kaybetse de masal kahramanlarının düştükleri dünyaya alışma süreçleri, oyuncuların karakterlerini canlandırmadaki başarılarıyla eğlendirici bir hal alıyor. Özellikle “Amy Adams” ın müstakbel prenses için mükemmel bir seçim olduğunu düşünüyorum. Sinema dünyasından fazlasıyla aşina olduğumuz oyuncuların yer aldığı filmde Susan Sarandon’u da kısa bir rolde izliyoruz. Gerçi film boyunca kendisinin iki boyutlu animasyon halini çorba kazanı, su damacanası, martini kadehi gibi sıvı kaplarının içinde epey görsek de, ete kemiğe bürünmesi biraz geç oluyor. Nitekim o da prensin kötü üvey annesini canlandırmakta başarılı bir seçim. Ayrıca Susan Sarandon’u da hiç alışık olmadığımız bir şekilde görmek de, sinemaseverler için hoş bir deneyim.

Enchanted mükemmel bir film değil ama mükemmel bir eğlencelik… Dolayısıyla eğlencelik bir film izlerken de kaliteli seçim yapmak isteyenler için çok doğru bir tercih. Aslında sadece Amy Adam’sın çizgiden cisme dönüşündeki başarısını görmek için bile izlenmeli. Masal klişelerinin bu şenlikli halini özellikle anneler ve küçük kızlarının birlikte izlemelerini öneriyorum. Çok keyifli vakit geçireceklerinin ve filmi tebessümle anacaklarının garantisini verebilirim.

İyi seyirler…

3 Yorum:

destinayılmaz dedi ki...

çok beğendim tam benlik bu film.hatta sende varsa bir kopyasını istiyorum:)
(bu kadar da yüzsüzümdür yani)

pluie dedi ki...

Keyif alarak izlemiştim bu filmi:) Sana Stardust filmini öneresim geldi bilmiyorum izledin mi?

İrem Nas dedi ki...

Stardust'u hem izlemiş hem de kitabını okumuştum. Ben de sana kitabını öneririm. :)