11 Eylül 2010 Cumartesi

Benimle bir kahve daha içer misiniz?


Gelin bir kahve içelim, lütfen sizinle,
Biraz anlatayım,
Yakın, yakın bir sigara da siz yakın…
Dinleyin sonra, bugün ben neler belletildim.
Bir adamın ince bir yeri olmazmış kırılmaya
Ve gözleri dolmazmış bir anlamakla…
Zorunlu seçilmişmiş kadın, kayıtsız bir vazgeçme için,
Gözdağıymış zira her vakit, direndiği yerden parçalanmaya…
Öyle mi?
Ne çok şey belletildi bana böyle inceden;
Okumakla, yaşamakla, görmekle ve dinlemekle…
Oysa geçecektim ben bunları beyefendi.
Geçecektim insan olmanın onuru, denen yerden.
Kadınlarla, adamlarla değil, insan olmakla geçecektim.
Öğrenecektim zaten, “anlamak istemekle…”
Ama böyle belletildi bana canım beyefendi,
Herkes gibi böyle öğretildi “bencilik” küçücükten.
Belletildikçe doldum, doldukça unuttum, unuttukça alıştım.
Alıştım, alışmak nedir bilir misiniz?
Yoksa siz de mi onun esirisiniz?
Alışmaktan ötesi yoktur, dendi bugün bana.
“Anlamaya çalıştığın yer,” olamaz bunca alışkanlıkla,
Kanser otu gibi sarmışken kendini rutinlerle,
Yeniliklere, zaferlere, vazgeçmelere ve tüketmelere,
Kalmışken kayıtsız,
En güçlü silahın o, en azılı düşmanının…
Öğrenemezsin artık, bellersin anca…
Öyle söylendi işte...
Hâlbuki görmüştüm beyefendi.
Alışmıştınız, alışmanıza inat öğrenmiştiniz de siz.
Anlamakla dolmuştu üstelik gözleriniz.
Ben parçalanmış bir kadın bile değildim, niye sakladınız?
Okumakla, yaşamakla, görmekle ve duymakla belletilmiştim sadece.
Yine de öğrenmek istemiştim.
Hikâyeler gözlemiştim hep şaşkın hayretlerle, hep bu yüzden…
Hikâyeler anlatanları değil, onları anlamak isteyenleri sevmiştim.
Çok sessiz dinlediniz…
Neyse geçelim…
Söyleyin siz iyi misiniz?
Benimle bir kahve daha içer misiniz?

5 Yorum:

Hayalin Derinlikleri dedi ki...

Yaşanılan hadiselerin ayrımcı bir mantıkla ele alındığı o kadar çok durum var ki. Siz "kadın-erkek" demişiniz mesela.
Ülkemizde hâla bir olaya verilen tepkiler, o kişinin sağcı-solcu, başı örtülü-örtüsüz, inanan-inanmayan, alevi-sünni vs tarzında olup olmamasıyla ele alınıyor.
Halbuki insanlar bu sıfatları kazanmadan yada bu sıfatlar onlara verilmeden önce, onların yani bizim birer "insan" olarak ele alınmamız gerekir.
Mesela inanan bir insan kendinden beklenmeyen bir günah işleyip hata yapabilir yada bir inanmayan biri kendinden beklenilmeyecek derecede çok iyi bir iş yapabilir. İnsanları sıfatlarına göre yargılayabiliriz tabi ama her şeyden önce "insan" olduklarını unutmadan. Biz insanız önce... Aynı şeylere gülüyor, aynı şeyleri yiyor, aynı şeyleri hissediyoruz.vs
Çünkü biz insanız, "kadınımız ve erkeğimizle"... Sonra, neysek o'yuz işte...
Yüreğinize sağlık, beğendim gerçekten. Yarama basıldı aynı zamanda, söylediğim iyi oldu bunları.
Ayrıca gece gece aklıma kahveyi sokmayacaktınız efendim...
Buna sebep olmayacaktınız :)

bendenbenkim dedi ki...

Öncelikle teşekkür ederim, özenli değerlendirmeniz ve ilginiz için. Sınıflandırmalar yüzünden insan olmaya dair ne varsa ikinci planda... Cinsiyetin en kaçınılmaz sınıflama olduğu ikili ilişkiler mefhumu üstüne birkaç kelam ettim ben burada. Oysa dediğiniz gibi üstüne kelam edilecek çok fazla "sınıf" var. Kahve iyi gelir aslında. :)

Hayalin Derinlikleri dedi ki...

Kahve benim için gece, gündüz ve arasında;
doğu,batı ve Avrupa Yakasında vazgeçilmezdir :))
Adamı bakışı, kahveyi kafeininden tanırım. Aslıda çok kahve ismi falan bilmem. İçmem için kahve olması yeterli zannedersem. Kahve iyidir iyi. :)
Yeni tasarımınız çok güzel olmuş efendim. Daha nicee tasarımlara :)

bendenbenkim dedi ki...

Aynen öyle, teşekkür ederim bu arada. Rivayete göre siyahlar ve "kahve" renkleri okurları kaçırıyormuş. :)

Hayalin Derinlikleri dedi ki...

Bir yabancı(Y:) ile benim(B:) aramda şöyle bir konuşma geçsin...

Y: Şimdi azizim, ben Espresso Risretto ile French Roast'a bayılıyorum yaav.Onlarsız bir hayat düşünemiyorum.

B: Hıı... Bende Türk Kahvesi kullanıyorum işte. Arada da nescafe falan. O Espirili French falan, "kahve" galiba... Eminim içiliyodur onlarda.

Y: İlahi azizim, hiç güleceğim yoktu yaav. İsimleri farklı, birazda tatları. Ama haklısın, hepsi "kahve" sonuçta.

B: Hadi efendim... :) Buyrun içelim.

Yazmış olduğunuz yazının ciddiyetine hâlel vermek gibi bir amacım yok, yanlış anlamayın. Ama kahve'de kahve ya, aynı herşeyden önce "insan" olan bizler gibi. Onu söylemek istedim.
Hem çok yerinde bir yaklaşım.
Bir kahve kadar uzağız çünkü her "sınıftan" birbirimize.
O kadar yakınız çünkü.
İçerken aynı masada kahveleri, kalmıyor sınıf mınıf... Mezun oluyoruz insanlığa.

Aynı cümleler kurmuş olabilirim hep, hoş görünüz ama her okuduğunda başka başka çağrışımlar geliyor hep insanın aklına.
İzleyici listemde sizi görmek te sevindirdi beni, teşekkür ederim.
İyi geceler.