28 Eylül 2010 Salı

Dâr-ı fenâ

                                                                
Ey, cellad-ı mahfuz!
Kimdir bu başı kederefzâ gölünde yüzen?
Söyleyin dalgalandırmasın suyu.
Dâr-ı fenâ idir efendimiz.
Aczinden debdebesi,
Görmeyiniz.
 Neydi kabahati bu maznunun?
Hele bir deyiniz.
Derd-i aşk, âhirzaman duyurdu,
Bezm-i Aşk, üstüne böyle buyurdu.
Bir baltaya sap olmuş insan evladı bulduk,
Kılıçtan imiş dili, başını onla vurduk.

Mahfuz: Gizlenmiş, saklanmış, korunmuş, gözetilmiş. Kederefzâ: Keder ve sıkıntı veren. Dâr-ı fenâ: Bu dünya. Maznun: Suçlu. Bezm-i Aşk: Aşk meclisi.

3 Yorum:

Hayalin Derinlikleri dedi ki...

Aşağıda açıklamsı verilen kelimelerle yazılmış bir şeyleri okumak hep daha bi hoşuma gitmiştir. Kelime açıklamalarını genelede okumadığım için :)

Efendim sayfa pek bi sessiz geldi kulaklarıma ya. :)
Tabi değişiklikler iyidir... :)

bendenbenkim dedi ki...

Repertuarı değiştireyim dedim. Ön eleme yapıyorum. A-mâk-ı Hayal'de kalınız. :)

Hayalin Derinlikleri dedi ki...

A'mak-ı Hayal'in varlığından bahsedip hiçliğe karıştırmışınız ardından efendim :)

Birinden duymak bu kitabın ismini memnun etti beni.

Sınırlı kelimeler ile, sınırsız şeyler anlatılamaz. Böyle derdi Aynalı Baba...

İyi adamdı vesselam :)