14 Kasım 2010 Pazar

İzin Vermedi

Yüzüme baksın istedim. Gözlerime baksın… Bakmadı işte... Bakışlarını kaçırarak konuşan kadınları dinleyemiyorum. Kötü şarkılara eşlik eden ritimsiz düğün danslarını izler gibi izleyemiyorum da... Çantasının kenarından gizlice bir aynaya bakıp duruyordu zaten. Saklayarak bakındığı yerden kendimi bulabilirmişim gibi aynayı arayan elini tuttum. Telaşlandı. Ayna çantasından ayrıldı, kırılıp yerlere saçıldı. Toplamak istedim… Gözlerime öylesine bir mutsuzluk bulaştı birden. Vazgeçtim. O ise irice bir kırığı aldı yerden. Bu sefer aleni… Sözlerini dudakları gibi ucuz bir pembeye boyadı özensizce. Hepsini taşırdı üstelik. Öpmek istedim. Belki silerdim onları güzel dudaklarından... Başını çevirdi. Kırıklara bakmasak güzel bir şeyler bulur muyduk? Bu kadar… Ben kalktım gittim… O çoktan kaçmıştı bizden…


Oysa gözlerini dinleyecektim sesinden önce. Sözlerini öpecektim dudaklarından evvelce. Ben mi suçluyum şimdi? İzin vermedi, izin vermedi… Anlatsaydım anlamasına belki… İzin vermedi.

3 Yorum:

la luna bir yer dedi ki...

Bir başkaldırıya izin verilmezdi belki.
Öyle ki aşk, başkaldırı değil miydi?

bendenbenkim dedi ki...

Öyleydi...

Elif Gizem dedi ki...

Her aşk aslında bir önyargı. Ve her önyargı, izin verilmeyen bir teslimiyet...