16 Mart 2012 Cuma

Yazınsal Bir Akım: Oulipo


Oulipo’nun kurucularından François Le Lionnais’nin, temsilcilerini: "İçinden kaçmaya niyetli oldukları labirenti kuran fareler…” diyerek tanımladığı akım Türk okurların pek de alışkın oldukları bir tarz değil. Fransız Edebiyatı’nın önemli edebi akımlarından olan Oulipo’nun yazım atölyeleriyle birlikte 60’lı yıllarda François Le Lionnais ve Raymond Queneau tarafından isimlendirildiği biliniyor.  

Oulipo, dili biçimsel zorlamalarla değiştirerek kullanan yazın akımını ifade eden bir kavram. Metinleri, belli bir matematiksel temele dayanırken, kendilerine münhasır bir teknikle yazıldıklarından diğer metinlerden hayli farklı bir tarz içeriyorlar. Bilimsel bir yapı içeren bu çalışmaları deneysel çalışmalar olarak değerlendirmek mümkün. Bu akımın üyeleri ise Oulipo'yu "yazarların hoşlanacakları herhangi bir şekilde kullanabileceği yeni yapı ve modeller arayışı" şeklinde tanımlıyor. Oulipo akımını temsil eden yazarların sürrealizmden bu yöne doğru seğirttikleri ifade ediliyor. Oulipo eserlerinde edebiyat-matematik-mantık üçlüsü iç içe geçiyor; karmaşık bulmacalar, oyunlar, dolambaçlar, iç içe geçmiş öyküler, yeni yapılar ve modeller yer alıyor. Bunların yanında edebiyatta daha önceden kullanılmış olan "deneysel" anlatımlara da yer veriliyor. Oulipo bu bağlamda okurundan çok fazla yazarını hayli tatmin eden bir anlatım tarzı. İç içe geçmiş hikâyeler, ilk bakışta tamamen anlamsız görünen devrilmiş harflerden oluşturulmuş cümleler, terminolojik ifadeler, karışık tümce düzenleri ve bulmacavari tasvirleri ile Oulipo metinleri okurlarını oldukça uyanık ve aktif tutarken, kimi okuru da metni elinden atmaya götürecek zorlayıcı bir yapıya sahip.

Oulipo metinlerinin ana dillerinden başka bir dile çevrilmeleri oldukça zor ancak çoğu çok başarılı çevirilere sahipler. Özellikle ülkemizde en çok tanınan Oulipo temsilcilerinden George Perec, Italio Calvino ve Raymond Queneau’nun eserlerini muazzam çevirileriyle kendi dilimizde okumak mümkün. Queneau’nun 2003 yılında Armağan Ekici tarafından dilimize kazandırılan “Biçem Alıştırmaları” nı daha önce çevirmek isterken yarım bırakan Ferit Edgü tarafından yazılmış bir Oulipo denemesi de mevcut. Tamamen Queneau’nun Biçem Alıştırmaları’ndan ilham alan “Yazmak Eylemi” isimli Ferit Edgü eseri Sel Yayınları’ndan temin edilebilir.

Benim Oulipo ile tanışmam George Perec’in hiç ‘é’ harfi kullanmadan yazdığı; Cemal Yardımcı’nın muazzam çevirisiyle dilimize kazandırılan “Kayboluş” isimli romanıyla oldu. Yine aynı yazarın Yaşam Kullanma Klavuzu bana pes ettirse de bu tarzı yazar kadar okurun da benimsemesi mümkün. Özellikle Calvino’nun eserleri ve Queneau’nun “Biçem Alıştırmaları” okuyucuyu bu tarza daha kolay alıştıracaktır. Tek diyaloglu kısacık bir metni 99 farklı biçimde anlatan “Biçem Alıştırmaları” okurlar için ilginç bir deneyim olurken, yazar adayları için de kusursuz bir farkındalık kazandıracaktır. Ancak Oulipo’yu yapısı itibarıyla bazı yazarlar ve okurlar için sömürülmeye fazlasıyla açık bulduğumu da söylemeden geçemeyeceğim.

Oulipo eserlerinin genellikle Fransızca dilinde verildiği bilinse de ülkemizde de Ferit Edgü, Levent Şentürk, Enis Batur, Cem Akaş, Ersin Tezcan gibi temsilcileri bulunuyor. Konuyla ilgilenenlerin aşağıda belirttiğim linklere ve Ayşe Işık Akdağ’ın Biçem Alıştırmaları üstüne yaptığı tez çalışmasına göz atmalarını öneririm.

Bizzat Armağan Ekici’den: http://ekici.blogspot.com/

İngilizce bilenler için Tobias Revell’den bir çalışma: http://tobiasrevelltheoulipoproject.blogspot.com/


2 Yorum:

luna sesi dedi ki...

Önce hoş geldin...

Adsız dedi ki...

aslında ilginç bir husus var, Ferit Edgü: "Türkiye'de deneysel yoktur avangard vardır" diyor, Enis Batur : "deneysel vardır, avangard yoktur" diyor...bence dilimizin yapısı deneyselliğe epeyce uygun
sahi bizim niye Klüp O'muz yok,
bizde GERÇEKKÜSTÜCÜLÜK ve DEDEİZM akımları hüküm sürdüğünden midir?
yazınızı ilgiyle okudum, adımın geçmesi gurur verdi, saygılar
ERSİN TEZCAN ( ersintez@hotmail.com)