14 Haziran 2011 Salı

Disparition ve Illusion


Disparition kayobuluş demektir, illusion ise yanılsama anlamına gelir.

George Perec’in e harfi kullanmadan yazdığı ve üç yıl süren hummalı çalışmasıyla Cemal Yardımcı’nın hiç e kullanmadan çevirdiği eseri “Kayboluş”(La Disparition)…  Geçenlerde tekrar eline aldın. Aklına şuradan göreceğin üzere bir zamanların diabolique ve aboulique ikilisi gibi disparition ve illusion ikilisi takıldı. İllüzyon mu kayboluşu, kayboluş mu illüzyonu doğurur?

Bir arkadaşın sinefillerin ve sıkı okurların zaman gerçekliğini kaybettiklerini söylemişti. İllüzyon, kayboluş ve zaman gerçekliğinin yitimi arasında nasıl bir ilişki kurduğunu anlıyorum ama anlatmakta güçlük çekiyorum.  

Bu izleme ve okuma fanatikliğiyle insanın gerçeklikten kurgulanmış başka bir gerçeklik işinde yitimi, ya da kurgusal gerçekliği gerçekliğe katıştırması…

Bu cümleyi köşedeki büfeci mi söylemişti yoksa dün akşam izlediğin filmden bir replik miydi?

Bugün ilacını aldığını sanıyorsun ama bugün sandığın aslında dündü. Ve dün sandığın da iki gün öncesi zaten bütün sıkıntılı günler cumartesi… 

Kurgusal gerçekliğin gerçekliğinin üstüne cıva gibi ağır ve akışkan damlalar halinde yağıyor ve aynı ağırlıkla birleşerek onu kapatıyor, eziyor, zehirliyor. Parlak, cezbedici bir yanılsama görüntüsü seni kendine çekiyor.

Sıcak seni boğuyor diye bütün termometreleri kırmak istiyorsun. Bir damla cıva için mi?

Kendi kurgusal gerçekliğin gittikçe kalabalıklaşıyor, hali hazırda kurgusal olmayan bütün gerçeklerin kalabalığına katlanamaz hale geliyorsun. Bütün varlıklar gereksizleşiyor, fazlalaşıyor… Ne de olsa herkesi kurgulayabilir, yaşayabilir ve yaşatabilirsin. Hem bir yanılsama hem de bir gerçekle yaşaman mümkün değil; kaybolursun.

Seni seviyorum ama sevdiğim sen, sen değilsin.

Seni anlıyorum ama anladığım senin anlattığın değil.

Birinin bir şey söylemesinden imtina eder hale geliyorsun. Sustuğun bile farkında değilsin. Kurguda öyle çok konuşmuşsun ki gerçekte söyleyecek bir şeyin kalmamış. Kullanılmadıklarında kendi kendilerine boşalan piller gibi... Artık kimse kimse değil. Senin için kimse gerçekteki kimse olmadığı için sen kendin de katlanılmaz birine dönüşüyorsun.  Tekrar kendi kurgusal gerçekliğine dönüyor ve diyalektik bir çıkmazda yaşayıp duruyorsun. Üstelik kimsenin senin kurgusal gerçekliğindeki yansımasını bozmasına izin vermiyorsun. Buna gerçekte en sevdiklerin de dâhil... Onların yerine düşünüyor, onların yerine yanıtlıyorsun. Varlıklarına da en gerçek yanıtlarına da tahammülün yok. Onların yanılsamalarına ölesiye bağımlısın; gerçeklikleri içinde kaybolmaktan korkuyorsun.

Ne diyorsun? Ne diyorlar?

Hangisi yalan? Hangisi gerçek? Saat kaç?

Yalnız değilsen eğer, kendini dayanılmaz bir yalnızlık içinde buluyorsun.

Ne yapıyorsun?

Duruyorsun.

Çünkü durmazsan kaçamıyorsun.

2 Yorum:

Adsız dedi ki...

merhaba,
fotoğrafın kime ait olduğunu bilmek isterdim. mümkünse..

Bendenbenkim dedi ki...

Emin değilim ama Rodney Smith'e ait olduğunu sanıyorum.