18 Haziran 2011 Cumartesi

Sevgili Günlük,


Yıllar sonra ilk defa gece 23.00’da uyumak üzere yattım ve sabah 06.30’da uyandım. Yeni bir ofisim ve iş arkadaşlarım var. Nereden geldiği belirli bir öfkenin birikimiyle anlamsıca konuşuyorum. Ne dediğimi anlamayacak kadar çok konuşuyorum. Herkes kendisiyle konuştuğumu sanıyor olabilir. Muhtemelen bu yüzden ilgisiz davranıyorlar ancak ben kendi kendime konuşuyorum. Kimsenin kahve ve sigara tüketmediği bir yerde yapılacak en iyi şey bu. Cibelle şarkı söylerken bir yerlere gitmesi beklenen bakışlar yok mu? Yok.  En kötüsü de bu işte. Dünyanın her yerinden getirilmiş nağmeleri denememe rağmen ortak bir beğenide buluşan tek bir şarkı bulabildim. O da Lili Boniche’den Ana Fil Houb oldu. Bakışlar hala duruyordu. Kimse sigara dumanından gemi yapmayı düşünmüyordu. Zaten kimse biraz bile paranoyak değilken, herkes çok bile tepkisel. Kötülükten, hayal kırıklığından ya da mutsuzluktan biraz dahi alınmamış nasip sahipleri tuhaftır. Gözlerini kaparlar, vazifelerini yaparlar. Gençler ve gençlik tuhaftır. Kendini akranlarından 20 yaş yaşlı hissettiğin bir yerde onlardan en az 15 yaş genç sanılmanın müzik çalarken başını veya kıçını sallamanla özdeşleştirilmesine öl denir. Bazı kadınlar ve bazı adamlar bazı şeyler için yeterince yaşlı olduklarını sanırlar. Olgun mu demeliydim? Kavun gibi sanırlar.

İnsan kendine birinden bir şey beklemediğini söylüyorsa kendine yalan söylüyordur, hayattan bir şey beklemediğini söylüyorsa da hayat ona yalan söylüyordur.

İki aydır periyodik aralıklarla mavi ekran veren ama her nasılsa çalışmaya devam eden bir bilgisayarım var. Bugün bir bilgisayar doktoru bana onun yakında çökeceğini söyledi. Mavi ekran veren bir bilgisayarın çöküşüne bir an önce şahit olmak istiyorum, dedim. Neden, diye sordu. Çünkü yıkılacakmış gibi durup da yıkılmayan mutsuzluk yalancıları görmeye dayanamıyorum, dedim. Demedim öyle bir şey, sorsaydı da demezdim. Sence bugün yağmur yağar mı, diye sordum. Günde üç defa tırnaklarımı boyuyorum. Sırayla yeşil, mavi ve siyah ama sen görmüyorsun. 

Bir şeyin yalan olmamasına ihtimal vermelerim git gide ölüyor. Ölümden başka her şeyin çaresi vardır. Pepino da aslında patlıcangillerden bir kavundur. Birbirlerine benzemeyen bir şeyler hatırlamıyorum.

"Herkes kendi zayıflıgını bildiği için kimse bir diğerine güvenmez." (Göğü Delen Adam: Papalagi)

Karşılamadığın topa, yapmadığın hamleye belki katlanırsın. Ama kendinin büsbütün bir hamle olduğunu fark edersen kendine katlanamazsın. Bunu fark etmemen için birileri çok hamle yapar; sonra da bunu 'katlanmaman' için yaptıklarını söylerler. Oysa kendi katlanmalarına engel olmak istiyorlardır.

Kendini katlayan bir adamın hikâyesi için: “Black Books

Kendine katlanamamaya alışan bir adamın hikâyesi için: “Gişe Memuru” yahut “Tatar Çölü

"Geçip gitmiş!' Yani neymiş?
Ha olmuş ha olmamış,

Olmuş gibi donup durmuş

Sonsuz boşluk en iyisi bence.''
(Faust)

Bu şarkı da Zeynep için günlük; bir ay dolusu gracias...

0 Yorum: